BLOG'DA EN YENİ?
...

İsveç'te Erasmus - ilk Anılar

Hatırlatma
İlk olarak bir tavsiye ile başlayacağım. Eğer yurt dışına çıkıyorsanız aldığınız alacağınız uçak biletlerine dikkatlice bakınız, aktarma var mı yok mu, varsa aradaki bekleme süreniz ne kadar? Bunlar sizler için çok önemli olan bir kaç hatırlatma. Fotoğraftan da anlaşılacağı üzere ben ve arkadaşım Eda aktarmalı bilet aldığımız ortada.
Ancak ben hayatımdan memnunum, kendim seçtim kendim aldım kendim katlandım =). Bence çok güzel bir duyguydu farklı bir memlekete giderken farklı bir memlekette (Basel, İsviçre) 4 saat boyunca ortalıkta dolanmak =).
Herneyse.
Aslında olaya Türkiye'den başlamak lazımdı ama yazmak benim için büyük bir problem ki ilk günlüğümü tam 1.5 ay sonra yazıyorum. Yazıklar olsun bana =(.

RyanAir Ucuz bilet (ryanair hakkında detaylı açıklamalar sonra)
Ama, yazmaya başlamak da güzel birşey. Buraya bir nokta koyalım çünkü gelirken neler çektiklerimiz daha bitmedi. EasyJet ile güzel ülkem Türkiye'den çıkışımızı tamamladık ve Basel'e indik. Orada dillere destan bir 4 saatin ardından heyecanla RYANAiR check-in işlemlerini beklemekteydik. Her şey çok güzeldi taa ki bavullarımız en az 7'şer kilo fazla gelene dek! Allah kahretmesin beni... Meğer RYANAiRin (sayesinde AByi gezeceğimiz havayolu şirketi) yolcularına sunduğu bagaj limiti sadece 15 kilo imiş. Ne mi yaptık o kadar fazlalığı? En az 5 kilosunu üzerlerimize giydik, giyemediğimizi de içimize sıkıştırdık, olduk mu biz 60 kiloykan 65 kilo =).

We love French Chicks =)

Rezillik dizboyu... Allah'tan Eda bavulunun içine kocaman bir poşet sıkıştırmış, bu sefer onun içini doldurduk eşyalarıyla. O da tek başına tuttu neredeyse 13 kilo. Allah'a çok şükür orada check in işleminde görevli kadın elimizdeki çantaları tarttırmadı. Normalde elimizdeki çantaların 10kg geçmemesi gerekiyor ki görevli kadın halimizden anladı olacak ki onları görmezden geldi. Eda arkadaşımız yolun geri kalanı boyunca "Allah Fransız kadından razı olsun" dedi durdu ben de "Allah hidayet versin" dedim durdum.

Güvenlik Rezaleti
Ama daha hiçbirşey bitmedi. Daha uçağa binmedik ki =). Sırada uçağa binmeden önceki güvenlik kontrolü var, içimiz dışımız elbise resmen yürüyen bavuluz. Kadın montlarınızı çıkarın dedi, çantalarınızın içinde laptop var ise onları da görmek istiyorum deyiverdi ki sadece bi 10 dakika önce "ohh" çeken Eda'nın gözleri ile benimkiler "ahhhhhh" diye inlediler o an. Laptop çantası, laptop çantası olalı böyle çile görmemişti, içinde laptoptan tut her çeşit elbiseye kadar herşey vardı. Boşaltma zamanıydı ama. Boşalttık, tamam deyiverdi kadın, laptoplar güvenli çıktı. Sıra bizdeydi. Sıra ile montu çıkardık. Sonra ikinci kattaki hırka çıktı, sonra onun altındaki, sonra en alttakinin içinden bir kaç buçuk da kazak ve tshirt çıkıverdi. Sanki bavulunuzu boşaltın dermiş gibi hissetti kadın kendini...

Güvenlik Sonrası...
Güvenliği Allah'ın izniyle geçtik. Öyle ya da böyle. Sonrasında ise ayrı bir telaş sardı bizi. Elimiz kocaman poşet ile elbiselerle, çantalarla dolu. Bir de Türkiye'den çıkış yaparken havaalanında son anda uçağa binerken ki kontrol sırasında üç dört kişiyi geri çevirmişlerdi ellerindeki eşyalar fazla diye. Gel de telaş yapma. Biz orada beklerken dua ediyoruz elimizdekileri inş farketmezler falan diye. Yapmadığımız şey kalmadı. çantayı şöyle tutarsak bak küçük görünüyor ordan falan... =)) Hatta elimizdeki çantaları alıp bu havayolu şirketlerinin el bagajlarını ölçmek için icat ettikleri şeylerde tek tek denemeye çalıştık. Çalıştık diyorum çünkü hiçbirini hemen hemen sığdıramadık =). Ama dedim ya, Allah'a çok şükür bu aşamayı da sağsalim atlattık...

Skavsta Havaalanı
Artık İsveç'teydik. Bir bilseniz kendimizi sanki Türkiye'ye inmiş gibi sevindirik hissettik =). Onca maceradan sonra gerçekten mükemmel bir duyguydu hedef ülkeye varmış olmak. Herkes ecnebi (aslına bakarsanız bizdik) etrafımızda ama Eda ile benim içimdeki o duyguyu hissetmeniz gerekir anca, anlayabilmeniz için. Kendimizi evde hissediyorduk artık, ne de olsa en az 5 ay süre ile buralarda hayat sürecektik ki ayrıca bu havaalanını ilerideki Berlin, Venedik ve Paris'e olan gezilerimiz için geçiş kapısı olarak kullanacaktık =). Ayrıca eklemek isterim ki Ryanair nerede eften püften havaalanı var onları kullanır ki bu tür havaalanları "in the middle of nowhere" diye tabir edilen kara noktalardadırlar.

Otobüs'e Binemedik
Erasmus köyümüze (Falun) ulaşmak için artık tek yapmamız gereken otobüse binmekti. Havaalanından Nyköping (nişöping diye okunuyor) denen şehir merkezine gittik ve Falun'a olan otobüse binmek istedik. İstedik diyorum çünkü binemedik. Otobüs dolmuştu ve bilet alamadık. Bu da ayrı bir rezaletti zaten. O kadar tembihledi bize Dursun abi internet üzerinden biletlerinizi alın diye taa Türkiye'deyken. Ne bilelim, Türkiye gibi sandık İsveç'i, gidince oradan alırız dedik şimdi bakarsın birşeyler olur falan filan düşüncesiyle. Yok kardeşim öyle birşey, planını yapacaksın saatini hesaplayacaksın o saatte orada olacaksın yoluna koyulacaksın. Her şey dakik ve sen de planlı olmalısın. Aslına bakarsanız otobüse yetişemeyiz diye almadık bileti o da ayrı bir konu. Neyse. Çareler tükenmez paranız var ise. Trene binelim dedim ben, ama Eda tutturmuştu "ben sana demiştim havaalanında kalsaydık keşke" diye. Aslında az da olsa haklıydı ama ben kendimi Falun'a atayım da alayı boş diyordum. Ne de olsa tren istasyonu var orada kalırız demiştim içimden (bunun hikayesi de başka).

Yolculuğun en keyifli anı
Şimdi sıra tren istasyonunu bulmaktaydı. Yürü babam yürü. Neredeyse 1km yakın yürüdük elimizdeki bavullar ile. Sonunda tren istasyonuna ulaştık. Şimdi bize lazım olan tren biletiydi. Şöyle atm benzeri şeyler var bu ülkede tren istasyonlarında. Genelde herkes internet üzerinden alıyor biletlerini o yüzden. Ama normal gişeler de yok değil ama yok gibi. Orada bir İsveç'li arkadaşımızdan yardım aldık bilet alabilmek için. En ucuz hangisiyse ona bakarmısın dedik. Baktı ama bilet kalmamış. İnat inattı ben Falun'da olacaktım o gün (Cumartesi 16 Ağustos). Hangi bilet var falan derken 1st class bilet varmış. Aldık. Tam 1016kr tutarında. Ama iki kişilik. 1000kr yaklaşık 100€ yapıyor. Alırken tabi para vermiyorsun hemen, kredi kartı şart! Aklınızda bulunsun, yurtdışına çıkarken yanınızda mutlaka iki kredi kartı olmalı ve en az da iki farklı para hesabınız bulunmalı, bence. Nedenleri çok uzun şimdi boşverin.
Artık binmiştik trenimize. Ama yanlış giden birşey vardı. O kadar para baydık, oturacak bile yer yoktu trenlerde. Meğer biz normal vagonlarda gidiyormuşuz 1st class vagonlar yerine. Yaklaşık 40dk civarı Stockholm'e kadar ayakta (Eda oturarak) yol aldık. Sonrasında biletleri inceledik dedik ki yanlış bişeyler var, biz bu kadar para ödedik hani nerede masamız, hani nerede yatak gibi koltuklarımız? Tabii sonraki aktarmamızda olayı çözdük ve sonunda 1st class tren vagonumuzda iki saatlik yolun keyfini sürdük.

Falun'da ilk Gün...
(tren istasyonunda kalmayı planlarken bir anda 80 eurodan olduk...) 


Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

0 kişi daha paraladı:

Yorum Gönder

Tepkisiz kalmayın. Fikirleriniz birileri için değerli olabilir: