Firefox Bookmarklarınız mı Kayboldu?

Tam ödevimi bitirdim, sonrasında firefoxun bir kaç tane yeni eklentisini deneyeyim dedim. Dört beş tane üstüste kurdum firefox eklenti tavsiyeleri sayfasından. Bildiğiniz üzere kurduğunuz eklentilerin etkin hale gelmesi için firefoxu yeniden başlatmanız gerekiyor.

Olağanüstü bir hızla açıldı tekrar açılırken. Bu normal olmayan bir durumdu tabii ki. Mozilla Firefox gibi eklentiler yüzüne zar zor açılması gereken bir program nasıl olduysa birden hızlı bir şekilde açılıverdi. Ama o da ne! Bütün yer imlerim kaybolmuş. Bookmarklar gitmiş, kaybolmuş! Hemen google amcamıza koştum aradım araştırdım bu konuda birşeyler buldum mozillanın destek sayfasında lost bookmarks adı altında.

Okudum okudum benim durumuma uyan tek bir tanesi vardı. O da yeni bir eklenti kurup tekrar mı başlattınız gibi bir şey söylüyordu ki tamamen benim durumumu anlatıyordu. Hemen verilen adımları izledim. Aslında çok da korkulacak bir durum olmadığı ortaya çıkmıştı okuyunca. Meğer firefox kardeşimiz kendini düzgün kapatamamış ve hala arka planda görev yöneticisinde çalışıyor görünüyormuş. Zaten mozilla bildiğiniz üzere kapanırken de yavaş kapanan bir internet tarayıcısı, eklentilerin yoğunluğundan kaynaklanan sebeplerden ötürü.

Çözüm:
Gelelim sorunun çözümüne. Benim sorunum firefoxun kendi kendini kapatamamış olmasından kaynaklanmış. O nedenle ctrl+alt+del yaparak görev yöneticisini açtım ve oradaki firefox yazan işlemleri sonlandırdım. Mozilla destek sayfasında tamamen böyle yazmakta. Eğer hala bir sonuca varamıyorsanız mozillanın destek sayfasındaki diğer adımlara bakabilirsiniz. Yine bir sonuca varamıyorsanız bizler buradayız, sorularınızı bekliyoruz ;)

Mükemmel bir video ve bambaşka bir video paylaşım sitesi: Vimeo

Aşağıdaki video gerçekten inanılmaz güzel bir fikirle hazırlanmış. Tabii fikrin çıkışı can sıkıntısına dayanıyor. Videoyu izler izlemez yaptıkları şeyin ne kadar da güzel olduğunu gördüm, sizlerin de görmeniz gerektiğine kanaat getirdim. Video ile, youtube gibi bir video paylaşım sitesi olan ancak sadece youtubedan değil diğer bütün video paylaşım sitelerinden kendini bir şekilde farklılaştıran vimeo sitesinde karşılaştım. Video hakkında da vimeonun neyin nesi olduğu konusunda bilgi verilirken, kısaca bir bilgi verilmemiş değil ek$isözlükte:
connected ventures isimli şirketin sitelerinden bir tanesi, kendisiyle tanışmam flagpole sitta isimli şarkıya çektikleri izleyenlere "ulan millet ne ortamlarda çalışıyo bea" dedirten tek planlık ofis neşesi videosu ile olmuştur. kullanıcı sayısı açısından soz konusu videonun cok fazla ekmeğini yediklerine eminim. ofisteki elemanların hepsi siteye uye olup, ofis yaşantılarını halen siteye upload etmektedirler. içlerinden bir amanda lyn ferri isimli hatun vardır ki, videolarının altı ilan-ı aşklar, birer hamburger yeseydik beraberlerle doludur. en kısa zamanda bir album, klip sinema filmi çalışması bekliyoruz kendisinden.
Youtubedan ayrıldığı kısma gelince de şöyle açıklamışlar;
  1. youtube dan daha kaliteli olan site ama bi kere youtube sildi supurdu insanlarin alismasi zor. youtube un aksine kullanicilar kendi yaptiklari videolari paylasiyorlar (tabi youtubeda da var kendi yaptigi videoyu koyan ama bu site daha bi sanat kafasi gibi)

  2. katılımcıları youtube'dan daha kaliteli site... kanımca youtube'dan ayrıldığı noktası da bu... derdini küfür dışında anlatamayanları barındırmamaya yeminli davranıyorlar, ortam ferah kalıyor...
video'larin online paylasimi haricinde youtube'la ortak ve benzer tarafi olmayan site.
zira siteye kayit esnasinda ve movie'leri load ederken bunu bize kesin sekilde kanitlar.
"please upload a video only if" basligi altinda site muhtevasinin nezih ve temiz kalmasi kaygusu ile yazilmis bir muhtiramsi yazi vardir.
sonuc olarak binbir emekle yaptiginiz kisa filmlerinizi gorucuye cikarabileceginiz
nezih ve temiz bir "online video sharing" net platformudur.
tadini cikarin.
 Gelelim vimeo'nun tanınmasına neden olan ve vimeo'yu uzun süredir biliyor olmama rağmen ilk defa karşılaştığım videoya:

 

Çalışmaya devam, bayram seyran demeden...

Hala çalışıyorum, çalışıyorum çalışıyorum... Ama bu zamanların bir 'sonra'sı da var. Bütün son ödevler (assignment) bitecek elbet. Bildiğiniz gibi bu İsveç'te not düzeni pek sınava bağlı değil. Buradaki eğitim sistemi genelde öğrenci merkezli olduğu için, notların neredeyse yarısı derslerdeki performansınıza dayanıyor. Kısacası, İsveç'e gelecekseniz öyle oturup da sadece dersleri dinleyeyim, alayım ryanairden ucuz bilet avrupayı bir güzel turlayayım boş günlerimde, sonra son sınava iki üç gün kala oturur, çalışır, dersi geçerim; YOK. Yanlış duymadınız, burada işler böyle yürüyor. Almanya gibi değil. Burada erasmus öğrencisi olduğunuz farketmiyor, normal İsveçli bir öğrenciyle aynı muamele görüyorsunuz, kötüyseniz kalırsınız değilseniz iyiyseniz geçersiniz. Şimdi gözünüzü korkutmayayım sizin de size bir de İsveç'teki eğitim sisteminin iyi bir yanını söyleyeyim. Bu İsveç eğitim sisteminde kalmanız neredeyse imkansız. Eğer bir dersten kalırsanız, geçene kadar tekrar sınavları var bu adamların, ya da yazdığınız şeyi (essay gibi) tekrar düzenlemeniz için geri verirler ve geçene kadar düzenlettirirler. Sonuçta geçebilmeniz için herşeyi yapıyorlar.

Ancak tek bir sorun kalıyor. O da buradaki notları Türkiye'deki üniversitenizin not sistemine çevirtmek. Burada ECTS vermeleri gerekiyor ve sizin de onu gidip kendi üniversitenize çevirtmeniz gerekiyor. Herşey çok anlaşılır ancak buradaki öğretmenler ECTS vermeye çok yatkın değiller. Diyorlar ki bizim sistemimizde VG, G ve U var. VG, çok iyi; G, iyi, U ise kaldı anlamına geliyor. Bizler ECTS'e göre not vermelerini istedik bazı öğretmenlerden ancak bunun imkansız olduğunu söylüyor. Sen derste çok iyimisin, iyiysen VG alırsın diyor. Sonra da eğer dersin gerektirdiği şeyleri yapabiliyorsan da normal geçer not olan G alırsın diyor. Daha bunun ne gibi bir değerlendirmesi olabilir ki diyor. Aslında mantıklı bir sistem. Öğrenci çok iyi değil tamam, ama dersin gerektirdiği şeyleri yapabiliyor ve geçmeye hakkı oluyor. Diyorlar ki ben öğrencinin performansını puanlarla nasıl değerlendireyim ki. Sonuçta sınav sistemi olmadığından dolayı bu konuda haklılar biraz da. Yalnız bu sistem benim bildiğim bütün İsveç'te değil sanırım. Ama benim bulunduğum Högskolan Dalarna'da mevcut.

Neyse bu konularda sorularınız var ise bana direk yorumlar vasıtası ile sorabilirsiniz. Ben geleyim bu hafta neler yaptığıma ve önümüzdeki günler içinde ve bu gece neler yapmam gerektiğine. Bildiğiniz gibi Kurban Bayramını sabahlayarak karşıladım Cultural Texts and Contexts dersim için 10 sayfalık son essayi yazmaya çalışarak. Salı günümü de bugün (çarşamba) English Speaking Cultures dersinde yaptığımız münazara için hazırlanarak geçirdim. Savunmam gereken konu konuşma özgürlüğünün yasaklanması üzerineydi. Tabii tam olarak bu konuda aynı fikirde olmanıza gerek yok, savunmak zorundasınız. Neyse geçelim bunu şimdi. Şu anda da yarına English Language Learning and Teaching dersim için son sunumumu hazırlamam gerekiyor. Yarın da sanırım Cuma gününe Children's and Young Adult's Literature dersim için son essayi yazacağım. Ondan sonra da önümüzdeki hafta Cumaya da English Speaking Cultures dersim için final report hazırlayacağım, bu da 8 sayfalık en az. Evet yapmam gerekenler bunlar bu iki hafta içerisinde. Tabii bir şey daha var, o da Cultural T. and C. dersi için Pulp Fiction filmini izleyerek bazı soruları yazılı olarak cevaplandırmam gerekiyor. Bunu da pazartesiye yapmam gerekiyor. Yeter bu kadar bugünlük, ders çalışma vakti benim için. Erken uyumam lazım ayrıca, sunum yapacağım yarın ve büyük ihtimalle de yarın geceyi essay yazarak geçireceğim...

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Kurban Bayramınız Mübarek Olsun

Bir bayramı daha yurtdışında geçirmek üzereyim. Birincisi tabii ki Ramazan bayramıydı burada geçirdiğim. Gurbette bayram olur mu olmaz mı diye içinizden düşünüyorsunuzdur. En azından belki oradaki Türklerle falan bayramlaşılır diye de düşünüyor olabilirsiniz. Ramazan bayramında bir nebze bayramı hissetmeye yaşamaya çalıştık. O zamanlar baya bir boştuk dersler yoktu, ya da çok seyrekti ve öylece kutlayabilmiştik Stockholm'e giderek oradaki camilerde diğer müslümanlarla bayramlaşarak.


Ancak bu sefer işler çok kötü benim için. Gavur memlekette ne bayram var ne seyran. Üstüne üstlük bu hafta benim için çok büyük öneme sahip. Toplamda altı dersim var bu bunların dördünün son ödevleri bu hafta bitirilmesi gerekiyor. Hatta bir tanesi yarına (pazartesi, 8 Aralık). Lanet olası en az 10 sayfalık essay ve ben daha baş sayfalardayım. Bildiğiniz üzere essaylar hop diye yazılmıyor, araştırma istiyor okuma istiyor inceleme istiyor. Neyse bunlarla başınızı ağrıtmak istemem sizlerin. Ama şunu bilin ki bayramın ilk gününü dünkü uykumla karşılayacağıma eminim. Bitirmeliyim şu zıkkımı.

Amacım sadece kendimi buradaki yalnızlıktan kurtarmak biraz da olsa, sizlere burada içinde bulunduğum durumu anlatarak. Zaten farketmişsinizdir üç gündür birşeyler yazamıyorum bloguma. Aslında paylaşacak çook şey var onun da farkındayım. Neyse neyse. Artık ben essayime döneyim yoksa bitiremeyeceğim. Bu daha sadece bir tane ders için... daha bundan başka çok işim var yapacak diğer derslerim için. Bir dipnot da eklemeden edemeyeceğim, İsveç'e erasmus ile geliyorsanız çalışmak tek çareniz burada. Almanya'ya giden arkadaşlarımız onların anlattıklarına göre daha kolay bir erasmus süreci geçirmişler onu da hatırlatmak isterim. Ama bu demek olmuyor ki İsveç'e gelmeyin. Herşey size kalmış.

Gelelim sadede, sizlere hayırlı bayramlar diliyorum, dualarınızı bekleyerek. Tüm tanıdıklarınıza da benim adıma bir bayram tebriki iletirseniz çok sevinirim. Tanımak önemli değil, asıl önemli olan aynı inanca ve aynı yola bağlı olmak. Herkese İsveç'ten selametler efendim.

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Kurbanınız Tek Tıkla Kapınızda!

Böyle bir mail aldım bugün kangurum.com.tr'dan. Migros ile anlaşarak kurban işine de el atmışlar internet ticaretinde. Reklam işinde baya bi ilerlemişler ayrıca; adrese teslim kurban, direk hayır kurumlarına bağış. Güzel şeyler bunlar.

Güzel olmasına güzel bir uygulama ama, kurbanı kredi kartı ile almanın haram olup olmadığı tartışıldığı bugünlerde reklamın hemen sağ alt tarafındaki peşin fiyatına 8 taksit işi beni biraz rahatsız etti. İnsanı harama teşvik gibi olmuş biraz. Reklam yaparken biraz daha dikkat etmek gerekir bence.

Günümüzde internet üzerinden kurban alımının da olması gerçekten çok şaşırtıcı bir olay bence. Kimbilir daha neler göreceğiz acaba?

Blogumda yapmış olduğum yenilikler

Merhaba arkadaşlar. Bloguma öyle ahım şahım şeyleri eklemeyi çok seven biri değilimdir ancak kullanımı kolaylaştırmak, okunabilirliği artırmak ve yorum oranlarını arttırmak amaçlı birkaç ufak şeyler yapmak gerekiyor. Bunu her blog yazarı bilir. Ancak fazla aşırıya kaçmak da çoğu zaman hoşa gitmeyebiliyor ve bazen de okuyucuya itici gelebiliyor.

Blogumda yapmış olduğum düzenlemelere gelelim. Hepsini birer madde olarak sizlere vereceğim ve sonrasında sizlere bu eklemiş olduğum özellikleri nasıl ekleyebileceğinize dair bazı linkler vereceğim. Bazı yeni özellikleri yine kendi kafamdan çözümleyerek yaptım onları da yorum olarak soru sorabilir ve cevaplarınızı alabilirsiniz. Ya da sorunuza bakarak ona göre yeni bir blogger ipucu olarak yazı hazırlayabilirim. Gelelim değişikliklere;
  1. Evvela, daha öncelerden sizlerin de farketmiş olabileceği etiket bulutu ekledim. Bu aslında bir eklenti değil. Sadece etiket widgeti içerisine bazı kodların yerleştirilmesi ile elde edilebilen birşey. Sizleri direk nerden faydalandım oraya yönlendireyim: Blogger için etiket bulutu oluşturma. Kodlar üzerinde az bi oynama yaparak sadece etiketlerin yanında görünen sayıları sildim kendi blogumda.
  2. Yorum formunu wordpresse daha benzer olan ve hatta bazı wordpress kullanıcılarının bile tercih ettiği intensedebate yorum formu ile değiştirdim. Blogger blogunuza wordpress benzeri bir yorum formu eklemenin bu kadar kolay olabileceğini hiç düşünmemiştim. Intensedebate sitesi size kurulum sırasında adım adım yardımcı oluyor. Eğer kurulumu yapamıyorsanız sizi Türkçe anlatımın yapıldığı şuraya alalım. Bu intensedebate yorumlarının tek sevmediğim yanı son yorumlar eklentisi oldu. Bana çok renkl i ve ciddiyetsiz göründü. Tamam çok güzel bir görünümü var ama beni rahatsız ediyordu o nedenle kendime göre birşey buldum. =). Çok basit bir yol o da. Intensedebate kullanıcı ayarlarımdan blogumun yorumlar rss adresini alarak, bloguma rss takip widgeti ekledim ve blogumun rss adresini yazarak çok daha sade bir son yorumlar eklentisi elde etmiş oldum. Bence gayet de güzel oldu. Aklımı seveyim ben. Neyse...
  3. Bir diğer güncellemem de, bildiğiniz üzere çekmiş olduğum fotoğrafları yayınladığım bir fotoblogum var. Ancak ne zamandır arayıp da bulamadığım bir eklentiyi daha yeni buldum. Aradığım eklenti, başka bir site üzerindeki yazılardan rss vasıtası ile sadece resimleri çekecek olan bir araçtı. Bunu da nasıl olduysa bir site üzerinde görerek keşfettim; wowzio. Bu aracın kurulumu için bir Türkçe anlatım var mı bilmiyorum. Eğer yoksa ve kuramadıysanız ben sizlere yardımcı olabilirim. Gelelim yine bu eklenti üzerinde yapmış olduğum ufak bir oynamaya. O da bu eklentinin altında bulunan bana gereksiz gelen "bunu bloguna ekle" türü yazıların bulunduğu ufak reklam yeri. Wowzio bu imzayı kaldırmanıza izin vermiyor. Çok uğraştım ama beceremedim kaldırmayı. Yine de bloguma ilk girildiğinde görülmemesi için yerini değiştirdim sadece.
  4. Lightbox'a herkes aşinadır. Ona benzer olan ve bana göre daha da gelişmiş olan bir uygulama buldum bugün, multibox. Bu javascript uygulaması ile sadece resimler değil videolar, müzikler ve birçok uzantılı dosyaların sizin sayfanızın üzerinde siyah bir bant üzerinde yayınlanması sağlanıyor. Bunu nasıl yapacaksınız, blogger sayfanıza multiboxı nasıl ekleyeceksiniz. Bu tür sorularınıza da şuradan ulaşabilirsiniz. Bunun üzerinde de çok çok ufak bir düzenleme yaptım. O da javascript kodunun frame boyutlarında. Width olarak %100 ayarlanmış o nedenle, blogum normalde pencereye sığdığı halde alt tarafta navigasyon çubuğu çıkıyordu sinir oldum. Teknomobi arkadaşımızın yüklemiş olduğu js dosyasını indirerek oradaki %100 width ayarını %99'a ayarladım ve kendi sunucuma yükleyerek o dosyayı bu sorundan kurtuldum. :)
Sanırım yaptığım güncellemeler bunlardan ibaret. Sitemde gördüğünüz ve beğendiğiniz herhangi bir özellik var ise bana sorarak nasıl kullanabileceğinize dair detaylı yardım alabilirsiniz.

Ayrıca blogum hakkında yorumlarınızı da burada yapabilirsiniz. Bir nevi ziyaretçi defteri gibi... Yorumlarınız bekliyor olacağım arkadaşlar.

Karlı bir havada, ödevlerden ve stresten uzak...

Bugün kar yağdı burada. Tabii ki bu ilk kar yağışı değildi, ben sadece değinmemiştim hava konusuna. Başka meselelerle uğraşıyorduk işte. Hazır kardan açılmışken konu, bu İsveç'te kar ne zaman yağar onu belirteyim. Ben şu anda bildiğiniz üzere Falun'dayım. İsveç'in biraz kuzeyinde kalıyor ama yine de daha kuzeydeki illere göre bence gayet iyi bir yerdeyiz. Erasmusla buralara gelmeyi düşünüyorsanız yani seçiminiz Högskolan Dalarna isimli üniversite olduysa, gelirken kalın giyecekler almayı sakın unutmayın. Bildiğiniz üzere Türkiye'den getirdikleri para ile geçinmeye çalışanlar için pahalı bi memleket burası (burada iş bulur çalışırsanız süpersiniz demektir, iş bulma konusunda da sonra birşeyler paylaşacağım sizlerle). Eğer hazırlıksız gelirseniz, burada erken gelen soğuğu görünce, cebinizdeki paraların nasıl gittiğini anlayamazsınız bile. Neyse...

Sevindik baya
İlk kar düşeli neredeyse bir ay oldu (Kasım ayında kar düştü buralara yani). İlk yağdığı gibi tuttu da, Türkiye'deki gibi değil yani. Tam bir hafta falan kar yerde kaldı. Sonrasında üç dört kere daha yağdı eridi, erdikçe yağdı, yağdıkça eridi. Son erimeden sonra, Türkiye'ye gelen soğuk hava dalgası sırasında buraya nasıl olduysa bi ıcak hava kütlesi geldi. Son dört beş gündür +5 dereceleri gördük ve sevindik biraz. Çünkü artık burnumuz buz tutmuyordu çok şükür. Ayrıca hava sıcaklığı -30 dereceyi görecek diyor herkes burada. Ne kadar doğrudur bilinmez ama göreceğiz bakalım. İnşallah bi değişiklik olur da bu sene o kadar soğuk bir hava ile boğuşmak zorunda kalmayız. İsveç'te kış böyle işte diyebiliriz şimdilik. Buradaki kıştan bahsetmişken kar yağarken neler yapabilirsiniz buralarda onu da konuşalım. Şimdilik sadece bugün yaptığımız tek şeyden bahsedelim ders stresinden kurtulmak için.

Stresten kurtulma yolumuz

Zaten son essayler de birikmiş, bir haftada tam iki essay yazmak zorunda kaldığımız dönemler. Yani anlayacağınız tam sıkışık bir dönem içerisindeyiz. Sıkışık dönem dediğime bakmayın, sadece kafamızda duruyor bunlar daha fiiliyata dökmedik işi. Dökebilmek de kolay değil benim için esas sıkışıklık yazmaya başlayınca olacak. Bu essay messey düşüncüleri içerisinde delilik tuttu biraz. Bu karda kışta üniversitenin havuzuna yüzmeye karar verdik ve gittik de. Normalde havuz alışkanlığı olan bir insan da değilizdir. Ama ne bilim, insan kendi üzerinde birşeyi yapmak için baskı hissedince gidip daha önceden yapması gereken başka bir faydalı işi yapmaya başlıyor. Bu gibi bir durumla sizler de çok karşılaşmışsınızdır sanırım. Galiba bu bir psikolojik takıntı ya da hastalık ya da her ne ise artık orasını da psikologlar çözümlesin. İtiraf etmeliyim bu son zamanlarda nedense çok fazla bloguma yazı yazasım geliyor ve hatta yazıyorum da. Sanırım yukarıda söylediğim sebepten kaynaklanıyor bu. Ayrıca şu da var, bloguma birşeyler yazarken şu pazartesiye kadar yazmış olmam gereken ve hala konusunu bile belirlemediğim en az 10 sayfalık essayi aklımdan çıkarabiliyor olmam (nasıl oluyor demeyin :P ). Essay gelmişken aklıma,  yarına yapmam gereken daha doğrusu okumam ve yazmam gereken şeyler var. Onları yapsam iyi olacak...

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Bugün benim doğum günüm...

Yahu bir insan doğumgününde bu kadar umursamaz olur mu yaa. Bugünün (1 Aralık) doğum günüm olduğunu biliyordum açıkçası ama size durumu şöyle anlatayım, açıkça ve mertçe, bugüne kadar hiç bir zaman doğum günümü kutladığımı hatırlamıyorum. Kutlandığımı belki tek tük hatırlayabilirim ama bugün için hiç bir özel bir akitivitede bulunmadım şahsen. Ancak şu sıralar bulunduğum İsveç'te, sağolsun yabancı arkadaşlarım sayesinde hayatım boyunca almış olduğum kutlamaların toplamından fazla kutlama almışımdır bugün. (bu kutlamaların tek ve tartışmasız kahramanı tabii ki Facebook. hehe!!)

22 yaşıma girdim artık. Bir sene daha kaybettik gençliğimizden. Bu üniversite yiyip bitirdi zaten bizi. Dört sene oldu hala bitmedi, hala da bir senemiz var. Neyse okuyacağız artık, ondan sonra da Allah kerim. Ne olacağız ne yapacağız kimse kesin birşey söyleyemiyor. Birşeyler söyleyebilenler vardır ama en azından ben söyleyemiyorum. Bugünlerde zaten kafam geleceğe çok takılmıştı ama rastgele mi desek ilahi tesadüf mü desek şöyle bir sözle karşılaştım;
Never let the demands of tomorrow interfere with the pleasures and excitement of today.
Anlamı ise,
"Asla ve asla yarın yapılması gerekenleri düşünerek, içinde bulunduğun bugünün heyecanını ve zevkini kaybetme!"*1
Daha fazla söze ne hacet. Meramımı anlatabildim sanırım bu cümle ile. Bu sıralar çok kafama takılıyordu bu tür şeyler. Az kalsın içinde bulunduğum erasmus nimetini yarıda kesiyordum hiç birşey uğruna. Gerçekten bir sebebi de yoktu geri gitmek istememin. Hatırlarsınız gelecekten falan bahsetmiştim, hatta ikinci dönem geri döneceğime karar verdiğimi duyurmuştum yazımda. Ama artık dönmeyeceğim, bunu tekrar tekrar söylüyorum. İnşallah dönmeyeceğim. Umarım bir delilik yapıp da dönmem. =) Sanırım beni birşeyler baya etkilemişti o sıralar. Belki de geri dönme isteğim bir kaçıştı ondan, neyse...

*1 çeviriyi kendim yaptım, anladığım şekilde. Eğer düzenlemek istediğiniz kısımlar var ise bu konuda yoruma açık insanımdır. Amaç, Türkçe olarak tam anlamı sunabilmek. =)


Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır

* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Birinci Advent ve Ben: Trajikomik bir an

Geçen Pazar (30 Kasım) Hristiyanlar için önemli olan bir günü geride bıraktık. Pazar günü olmasına rağmen burada bütün dükkanlar ve işyerleri açıktı bugüne özel olarak. Normalde pazar günleri kuş uçmaz kervan geçmez bu İsveç'te onu bilesiniz. Bu günü kaleme almamın bir nedeni var tabii ki. O da artık benim saflığım ya da Türk olmaktan ya da Türkiye'de yaşamış olmaktan kaynaklandığına bağlıyorum. Ama gerçekten çok komik bir durumdu düştüğüm. Tabii beni bu durumdayken kimse görmedi ancak kendimden utandım az da olsa bu şekilde düşündüğüm için. Neyse evvela adventin ne olduğuna bir bakalım;
christmas kutlamalarina hazirlanma surecidir.
katoliklere gore christmas'tan 4 hafta once pazar gunu baslar. bu donemde kilislerede advent celenkleri konulur ve her hafta celenk uzerindeki dort mum yakilir. buna gore advent baslangici haftada advent celenginde sadece 1 mum yanarken, 2. hafta 2, 3. hafta 3 ve noel haftasi da 4 mum yanar.
imho, adventin en guzel yani, ozellikle viyanada (ve ozellikle stephansdom'da) advent suresince cumartesi ve pazar geceleri advent konserleri verilmesidir. bu konserlerde, bach'tan mozart'a, chopin'den haydn'e genis bir repertuarda hristiyan dini musikisinin en nadide ornekleri dinlenebilir.
Hıristiyanlık'ta İsa'nın doğumunun beklendiği dönem. Katoliklik ve Protestanlıkta 30 Kasım'a en yakın pazar günü (27 Kasım ile 3 Aralık arası) başlayarak Noel arifesine kadar süren dört hafta. Ortodokslukta 27 Kasım ile 7 Ocak arasında 40 gün.
İsveç'te, christmas market vardı bu Pazar. Türkçe adıyla da noel pazarı. Biz de oradaydık işte. Aslında advent dedikleri şey benim için pazardan başka birşey değildi. Bu pazarı da şöyle açıklamışlar;

hristiyan halklarin memleketlerinde aralik ayi basinda kurulur. sehirlerin en eski merkezleri kurulum tercih yerlerindendir. bu panayir/pazarlarda mini atli karinca, sicak sarap, kisnisli, tarcinli ve anasonlu hamur isleri ve cikolata basta olmak üzere, tipik noel ivir ziviri fahis fiyattan tüketilebilir. dondurucu sogukta, noel sarkilari esliginde sicak sarap... üc bardaktan sonra panayir bayaa renklenmeye baslar.
Gelelim beni benden utandıran olaya... Ahh ahhh.. Ne kadar da dar düşünceliyiz bilemiyorum ya da ne kadar kendi kalıplarımız içinde kalmışız diyebiliriz. Bu güzelim advent gününde İsveç'in nadide kasabalarından olan Falun'da iki Türk dört Alman arkadaş konuşa konuşa eğlene eğlene yürüyor, ortalarda söylenmekte olan noel şarkılarını dinliyorduk. Sonrasında ne olduysa ben bir noel baba görünce oldu. Noel babanın üzerindeki elbise çok fazla yeni değildi, neyse kabul edelim eski bir noel baba kıyafetiydi yürümekte zorlanan yaşlı amcanın üzerindeki. Elinde de bir kutu vardı benim içini göremediğim. Bir an dedim, yahu bunlarda da varmış dilencilik işi meğer.!! Bak bak.. düşünceye bakarmısınız.

Hemen Hakkı arakadaşıma da durumu açıkladım; "baksana ya bunlarda da var bizdeki dilencilik işi. Hem de nerdeyse aynı gibi. Dini simgeleri kullanarak dilenme olayı yani." Allah'tan Alman arkadaşlarla paylaşmadım bu düşüncemi. Bir süre noel babayı takibe aldım ben. Merak ettim gerçekten nedir neyin nesidir diye. Ne göreyim; meğer noel amcanın elinde tuttuğu kutu, para toplamak için değil de sağdan soldan geçen küçük çocuklara verilmek üzere şekerle doluymuş. O an gülsem mi ağlasam mı diye gerçekten kendime acıdım. Gülüyordum çünkü benim o sığ düşüncem herkesi güldürecek cinstendi. Ağlamak istedim çünkü o içime yerleşmiş olan, içimde katılaşmış olan, kalıplaşmış olan o sığ düşüncelere. Trajikomik değil de ne şimdi bu? Gerçekten çok utandım kendimden, gerçekten... Artık ikinci dönemimi de burada geçirmeye karar verdim. Çünkü öğrenmem gereken daha çok şeyin olduğunu gördüm. Öğrenmekten kastım sadece okuldan değil, yaşamdan öğrenmeyi bahsediyorum. İkinci dönem de sizlere burada yaşadıklarımı aktarmayı dört gözle bekliyorum artık. . .

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır