Siyasetin Yuvarlak Dili: Aldatma Sanatı

Bu yazıyı sadece dil bilim derslerimden aklımda kalanlar ile okumakta* olduğum kitaptaki bilgilerin harmanlaması ile hazırladım. Herhangi bir siyasi hareketi hedef almıyorum. Bütün siyasi hareketleri hedef alıyorum. Siyasetin aracı dil olduğu için bu yazı tüm kesimlere:

Siyaset ve politika denilince aklıma ilk gelen şey bu işin yalan dolan ve kandırmacalarla dolu olduğu. Kim olursa olsun, bu kişi isterse gelecekte ben olayım, siyaset hayatına adımını attığı an 'dil'in yuvarlak tarafını keşfetmek, kullanmak ve bazı zamanlarda ona sarılmak zorunda. Bu zorundalık hissiyatı belki de Dünya'nın bu denli karmaşa içerisinde olmasının yegane sebebi. Alıştık artık bir siyasetçinin 'ben aslında öyle demek istemedim' açıklamalarını duymaya. Ve bu klişeleşmiş cümle tüm Dünya'da siyasiler tarafından kullanılıyor. Siyaset, yapısı gereği zaten kaygan bir zemine sahip. Bu nedenle siyasiler de esnek bir yapıya bürünüyor, bunu da dilin muazzam yuvarlak yapısına sarılıp kendi seçmenleri tarafından yanlış anlaşılmamak üzerine kurgulayarak başarıyorlar. Şöyle bir söz var John Lydgate'e ait:

"You can't please all the people all the time, but sometimes you can manage to please no one."
(her zaman herkesi memnun edemezsiniz ama bazen hiç kimseyi memnun etmeme başarısını gösterebilirsiniz.)

Sanırım bütün siyasetçiler ve devlet adamlar hiç kimseyi memnun etmemek (edememek) yerine, herkesi her zaman memnun etmeye çalışmakla uğraşmıyor ve sadece bir kesimi memnun etmeyi tercih ediyor. Ötekileştirmekten de güç alıyor. Çünkü siyaset bunu gerektiriyor. Siyasette herkesi aynı anda kucaklamak diye bir durumun söz konusu olmadığı ise çok net ortaya çıkıyor.

Bir de bu söze benzer Abraham Lincoln şunu söylemiş:

"You can fool all the people some of the time, and some of the people all the time, but you cannot fool all the people all the time."
(bazen herkesi, bazılarını da her seferinde kandırabilirsiniz; ama bütün herkesi aynı anda kandıramazsınız.)
Yine Lydgate'e benzer bu söze göre de sanırım aynı anda herkesi kandırmaya çalışmak değil sadece bazılarını kandırmak siyasetçilerin işlerine geliyor.

Aşağıda sizlere siyaset dilinin en temel özellikleri hakkında bir kaç madde paylaşacağım. Bu özelliklere kısaca 'siyasetin yuvarlak dili'* diyelim:
1- Teksaslı keskin nişancı safsatası
2- Nefrete dayalı argüman
3- Sahte ikilem safsatası
"ya bizim yanımızdasınız ya da teröristlerin." - George W. Bush 2001
Bu söz bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi?
ve bu liste uzayıp gidiyor. Bu kitabı* okumanızı tavsiye ederim.

*Aristoteles ile bir karıncayiyen Washington'a gider... isimli kitaptan alıntıdır. Bu kitabı okuyun okutturun. 

1 yorum: Leave Your Comments

  1. Davut Gümüş13 Mayıs 2015 11:51

    Herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı düşün, hele bir de güya müslümanım diye geçinen ülkemizde. Ne yaparsan yap muhakkak bir taraf huzursuz. Dolayısıyla siyasetin de devamlılığı mümkün olmuyor. Hal böyle olunca iki ileri bir geri gide gele gelişmekten aciz oluveriyorsun.
    Ben siyaset yapan insanların inanç sistemlerinin sağlam temeller üzerine oturtulduğunu zannetmiyorum. Eğer sağlam olsalar, bu kadar ahmaklık bir bünyede olmaz.
    İşin özü, 'insan siyaseti niçin yapar?'ın sorgulanması gerekir. Eğer ülken için ise bunu hiç kimse görmedi. Ama bir şeyler kazanmak(!) için yapılıyorsa evet bunu herkes gördü.
    Siyaset, aslında yalan söyleme sanatıdır. Bunda kimin başarılı olduğunu da söylediklerinden anlamak mümkün.

    YanıtlaSil

Tepkisiz kalmayın. Fikirleriniz birileri için değerli olabilir: