Dizüstü Edebiyatı sokak partisi, fotoğrafları ve ben

Dün gece sanırım bir ilk gerçekleşti ve yine edebiyat alanında bir ilk olan dizüstü edebiyatın sokak partisi vardı Taksim'de. Partinin eğlence kaynağı Sami bıyığıydı ve tabii ki o bıyıkla hemen fotoğraf çekmeyi ihmal etmedik.

Yaklaşık bir ay önce bu etkinlik haberini duyunca sevinmiştim. Nihayetinde iyi bir parti olacak ve insanlarla tanışma şansı yakalamış olacaktım. Hangi arkadaşıma teklif etsem benimle gelmesini bir aksilik oluştu, denk gitmedi ve ortada kaldım tek başıma. Parti günü geldi çattı ve ben pes etmedim aldım fotoğraf makinemi fırladım Taksim'e. Saat sekiz civarı ama partinin yer alacağı tomtom sokak bir parti için oldukça boş görünüyordu. Tek başıma bir garip hissettim orada. Artık birisi ile tanışma zamanı gelmişti ve gözüme kestirdiğim bir arkadaşın yanına yaklaştım ve izin isteyerek oturdum; sonrasında gece bizim için başladı.

Alican ile konuştuk, eğlendik ve bol bol fotoğraf çektik. Ben de fotoğraf çekmekten zevk alan birisi olarak bu fırsatı kaçıramazdım, ayrıca Alican gibi deli dolu ve girişimci bir arkadaş yanımda olduktan sonra bu partiyi bırakın daha nicelerini de çekebilirdim.

Bu parti de neyin nesi diye sorabilirsiniz. Kısaca açıklayacak olursak, Dizüstü Edebiyatı ismi ile yeni bir kitap furyası başladı. Bloggerlardan oluşan yazarların kitapları artık çok satanlar listelerinde. Bunlardan  ilki tabii ki Küçük Aptalın Büyük Dünyası ismi ile Puccanın kitabı. Bir diğeri de Sami Hazinses'in Piç Güveysinden Hallice isimli kitabı. Bu parti bir nevi Sami'nin kitabının ve bu yeni akım olan Dizüstü Edebiyatının bir tanıtım gecesi; etkinliği. Bloggerlıktan yazarlığa terfi eden bu insanların takipçileri ve okuyucuları da tabii ki internet aleminden insanlar. Friendfeed olsun twitter olsun internet aleminden birçok tanıdık sima da bu partide boy gösterdi tabii ki. Sokak partisinden fotoğrafları sayfanın devamında bulabilirsiniz.

Gelelim fotoğraf konusuna. Bu partiye gelirken yanımda sadece 50mm lensimi aldım. Aslında 28-80mm lensimi de alsaymışım hiç de fena olmazmış diye de iç geçirdiğim oldu. Her neyse, bu lensin manuel odak olmasından ve de karanlık bir ortamda çekim yapıyor olmamdan dolayı odaklanma konusunda zorlanmadım değil; hareketli bir ortamda bu tür lensin zahmetini bir ben bilirim bir de diğer manuel focus kullanıcıları. 50mm olarak pek geniş bir lens değil kabul ediyorum. Bir parti için belki doğru tercih de olmayabilir. Ancak bu lensi tercih etmemin bir diğer nedeni geniş diyafram aralığı ki bu lenste f1.7. Karanlık bir ortamda anca bu denli açık bir diyafram ile flaşsız olarak güzel fotoğraflar yakalanabilirdi. Tabii biraz yüksek iso değerinin fotoğraflarda bıraktığı noise olayını pek gözönünde bulundurmazsak. Ama bu soruna da bir şekilde ayar çekmeye çalıştım.

Fazla söze ne hacet. Sizleri bu geceden seçme fotoğraflar ile başbaşa bırakayım ben:

Mezuniyet sonrası askerlik tecili Nasıl Yapılır

Bildiğiniz üzere, mezun olduktan sonra artık iki yıl otomatik tecil kaldırıldı. Bunun için, ister yüksek lisans yapacak olun ister olmayın mecburen askerlik şubesine giderek tecil işlemlerini yaptırmak zorundasınız yoksa kaçak sayılabilirsiniz.

Benim tecil işlemleri iki buçuk saat sürdü. Tabi bu şubenin yoğunluğuna bağlı. Ancak şubeye gitmeden önce yanınızda bulunması gereken bazı belgeler var. Açıkça söylemek gerekirse ben sadece kimliğimi alıp gidiyordum ki google amcaya bir danışayım dedim, askerlik tecili için ne yapılması gerektiğini. Bir baktım ki lisans (önlisans için de aynı olabilir) mezunları için aşağıdaki belgeler gerekliymiş:

Askerlik Tecili için yapmanız gerekenler şunlar:
  • - 2 adet vesikalık fotoğraf
  • - mezuniyet belgesi yada diploma ve dört adet fotokopisi
  • - kimlik ve dört adet fotokopisi
  • - ehliyet var ise iki adet fotokopisi ile birlikte askerlik şubesine mutlaka gitmeniz gerekiyor.


Sizlere de bu şekilde yardımcı olma umuduyla bunları yazıyorum. Ayrıca, tecil için bizim süreyi belirleme hakkımız yok. Tecil süresi zaten 2 yıl. Bir de şu muayene olayına gireceğim. Çoğu yerde okudum gördüm, donunuza kadar soyuyorlar falan filan.

Askerlik Muayenesinden korkulacak birşey var mı yok mu ben karar veremedim:
Ben Tuzla askerlik şubesinde işlemlerimi yaptırdım ve muayeneyi sadece bana sorulan bir hastalığınız yok değil mi gibi sorularla yaptırdım ve itiraf ediyorum gerçekten şok oldum ve çok şaşırdım. Çoğu yerde en ince detayına kadar yapılan bu muayene nedense Tuzla'da bu şekilde geçiştiriliyor. Neyse sizlere kolaylıklar diliyorum...

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir

Bir aceminin Twitter rehberi

Image representing Twitter as depicted in Crun...
Twitter servisini duymayanınız kalmamıştır. Bu yazımda duyan duymayan herkes için kısaca twitterı nasıl faydalı şekilde kullanabileceğimizi, şuradaki bir yazıya dayanarak kısmen de çevirerek anlatmaya çalışacağım.

Yapılan araştırmaya göre, twitter kullanıcılarının %73'ü aktif kullanıcı değil! Evet yanlış duymadınız, twitterı aktif olarak kullananların oranı toplam üye sayısının dörtte biri kadar.

İtiraf etmeliyim ki ben de ilk kullanmaya başladığım zamanlarda twitterı tam olarak ne gibi bir amaçla kullanabileceğimi çözememiştim. Çoğu insan twitterda belirli bir başarıyı ve kaliteyi yakaladıktan sonra kullanımının kendince artacağını da belirtmişti.

Twitter konusunda uzman olduğumu iddia etmiyorum ama, arkadaşlarıma bazı konularda yardımcı olabilmek ve onların da haberdar olabilmelerini sağlamak için twitter kullanıyorum. Ayırca, Twitter sayesinde araştırma yapabiliyorsunuz, bazı kaynaklar ve ürünler hakkında geribildirim alabiliyorsunuz ve hatta aynı zevke sahip insanlarla konuşma şansını yakalayabiliyorsunuz.

İki yıllık kullanımdan sonra artık twitterı kendimce belirli alanlarda, tam profesyonel bir kullanım diyemeyiz ama bazı amaçlarda kullanmaya başladım. Bu yazıyı twitter hakkında tamamen bir "amatör" kullanıcı gözüyle yazıyorum, bu da biline.

1. Araştırma
İnanıyorum ki twitter Google'dan çok daha iyi bir arama motoru.*

Neden mi? Çünkü, google'da bir arama yaptığınızda karşınıza statik bilgilerin bulunduğu web sitelerine ulaşabiliyorsunuz. Ancak twitter ile gerçek zamanlı insanların fikirlerine ulaşabiliyor ve karşılıklı fikir alışverişi yapabiliyorsunuz.


 Bir araştırma yaptığımda, şunları bulmak istiyorum:

Dilbilimciler için Hotforwords!

Marina Orlova, Sexy Geek
Bilmem hiç duydunuz mu ama duymanızda fayda var; hotforwords! Bu blogu ya da youtube kanalını ingilizce kelimelerin etimolojileri hakkında vidyolar izlemek için takibe alabilirsiniz. Bence almalısınız da. Bir filolog adayı olarak ben Marina'yı gerçekten takdir ediyorum. Yaptığı işi hem ehliyle yapıyor hem de çok iyi bir pazarlama tekniği kullanarak müthiş paralar kazanmakta. Kendisi Amerika'da çok tanınan bir ünlü haline bile gelmiş durumda. Bu arada bu vidyoları izlerken hem keyifli dakikalar geçirmenizi sağlayacak hem de sizlere kelimelerin etimolojisini ince ayrıntılarına kadar sunacak.

Ben sizlere kendilerini benim sıkıcı yazı usulümle tanıtmaya geçmeden önce sizlere bir tanıtım vidyosunu sunayım. Türkçe olarak Marina kimdir diye merak edenleriniz okumaya devam edebilir:

 

Zombieland (2009)

ZombielandImage via Wikipedia

Yazmadan edemeyeceğim. Bundan kelli izlediğim filmleri elimden geldiğince sizlere ne kadar beğendiğimi nelerini beğenmediğimi anlatacağım.

İlk izlediğim film değil ama blogumda ilk kez değindiğim film olacak Zombieland. Bu film aşırı bir etki bırakmasa da üzerimde, bittikten sonra yüzümde gülücükler bırakmayı başardı. İzlerken de çok zevk aldım nitekim filmden. Hangi film olursa olsun izlemeye başlamadan önce, o filmden çok büyük beklentileriniz kesinlikle olmasın. Bu filme de o niyetle oturun, bırakın kendi halinde sizi eğlendirsin. Yoksa "bu film beni kırıp geçirmeli" diye niyet ederseniz bu güzelim filmin hakkını vermeden izlemiş olursunuz.

Son olarak bu zombieland nasıl bir film diye sorarsanız şöyle bir alıntı yapalım:
Film zombilerin istila ettiği bir dünyada hayatta kalmanın bir yolunu bulan iki adama odaklanıyor. Columbus tam bir korkaktır—ama korktuğunuz şey zombiler tarafından yenilmekse, korku sizi hayatta tutabilir. Tallahassee makineli tüfek kullanan, zombi avlayan, tek amacı yeryüzündeki son Twinkie kekini yemek olan sert biridir. Zombi karmaşasında hayatta kalmak için kendilerince eşsiz yollar bulan Wichita ve Little Rock’la güçlerini birleştirdiklerinde, neyin daha kötü olduğuna karar vermeleri gerekecektir: birbirlerine muhtaç olmak mı, zombilere teslim olmak mı?

Film komik olmayı ama sulu bir durum komedisi olmamayı; korkutucu olmayı ama kâbus gördürecek kadar dehşetli olmamayı başarırken, her şey arasında bir denge kurmayı ve özgün olmayı beceriyor. Çok yönlü bir zombi filmi. http://www.turkcealtyazi.org/mov/1156398/zombieland.html
Hemen fragmanını da görelim filmin: