Erasmus'a son noktayı koyduk

Erasmustan geri döndüğümüzde, belgeleri tamamladıktan sonra hakkımız olan %20 lik hibelerimizi de aldık ve böylece Erasmus ile olan neredeyse bütün bağlantılarımız son buldu. Tabii bu, aklıma geldikçe bazı deneyimlerimi ve tavsiyelerimi burada paylaşmayacağım anlamına gelmiyor. Neyse, yandaki resimde ne var diye merak ediyor olabilirsiniz. İsveç'te kalan son günlerimize doğru Eda ve Çağla arkadaşım tarafından yazılmış İsveç'te neler yaptığımıza dair mükemmel bir nesir: 
Sevgili peçete, Falundaki erasmus yolculuğumuz, maceramız, öğrenim hayatımız, aşk yaşantımız, arkadaşlık ilşkilerimiz, Hemköp alışverişlerimiz, HM, Gina Trikot günlerimiz, Etage, KAREN gecelerimiz, Ryanair seferlerimiz, klip çekemeyişlerimiz, pis yedililerimiz, ''how I met your mother'', ''Aşk-ı memnu'', youtube dizileri, kli...pleri saatlerimiz, fancy partilerimiz, karda yürüyüşlerimiz, düşüşlerimiz, yürüyemeyişlerimiz (yürüyememişlerimiz) ve bunu söyleyememişlerimiz (söyleyemeyişlerimiz) donmuş gölde korkuyla zıplayışlarmız, gecelik ilişkilere şaşıp kalışlarımız, yemek sıkıntılarmız, çin yemeklerinin kokusuyla nefessiz kalışlarımız, sabah-öğle-akşam-gece ekmek kızartmalarımız, welfare state bunalımlarımız, araba kiralayıp içinde sıkışmalarımız, bir bardak alkolle sarhoş olma çabası saçmalığımız, Milano erkeklerimiz, olmayan venedik gondol sefamız, gidemediğimiz Romamız, facebook la uyanıp fotoğraf bakma çılgınlığımız, Türk yemeklerini Avrupa dünyasına tattırma çabamız, rewrite larımız, Lenkalarmız, Christene lerimiz, Mina Sidor, Fronter, du.se lerimiz, Dala horse manyaklığımız, dakikasına göre trenden inişlerimiz, gözyaşı dolu bunalımlarımız, İSVEÇ MACERAMIZ VE bütün bunları bir tuvalet peçetesine anlatma saçmalığımız sona ermiştir! :(  Çağla Tuna & Eda Aytekin
 not: tabii ki yaşadığımız herşey aynı değildi ama yüzde doksan oranında yukarıda anlatılanlar hepimizin orada yaşadığı şeylerdi.

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Erasmus Rehberi ve ilk yazım

Sizlere güzel bir haber vermek istedim. Artık www.erasmusrehberi.com isimli blogda Erasmus hakkında yazılarımı paylaşacağım. Gerçekten güzel bir rehber olan bu siteyi daha da iyi bir hale getirmek için siz Erasmus öğrencisi olmak isteyenlerin soru ve yorumları bu konuda çok önemli.

İlk yazım, ülke seçiminde nelere dikkat etmeniz gerektiği ve neye göre seçmek istediğiniz ülkeye öncelik vermeniz gerektiği üzerine oldu. Bu konuda sorularınız var ise lütfen çekinmeden yorumlarınızı ve sorularınızı bizlere iletin, ancak evvela yazıyı okumanızda fayda var. Bir sonraki yazımı da Erasmus programı ile yurtdışına gitmeye hak kazanan arkadaşlarımızın ne gibi hakları olduğu üzerine yazmayı düşünüyorum. Çünkü gidip gelen arkadaşlarımızdan bazıları orada aldıkları bursları geri geldiklerinde geri ödemek zorunda kaldılar. Bu konuda zaten öğrencinin imzalamış olduğu bir antlaşma var ve bu konuda öğrenci orada başarısız olduysa okul parayı istemekte sonuna kadar haklıdır. Detayları bir sonraki yazımda anlatacağım ve dediğim gibi o yazımı zamanı gelince www.erasmusrehberi.com adresinden takip edebilirsiniz.

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Yeni bir yüz ve yeni bir dönem


Farketmiş olacaksınız ki blogumun temasını değiştirmiş bulunmaktayım. Yeni temamın adı Librio ve şu sayfadan buldum. Üzerinde bazı değişikliklerde bulundum. Kullanım açısından bana dar geldiği için yazı alanını genişlettim ve ayrıca sağ tarafta bulunan sidebarı sola alarak onu da iki katına yakın oranda genişlettim. Bunları yaparken 1024/768 çözünürlüklü bilgisayar kullanan arkadaşları da düşündüm ve ona göre bir boyut belirledim.

Umarım sizlerin de hoşuna gitmiştir yeni tema ve yeni isim. Bu ismi nasıl bulduğumu anlatmak isterim. Önceki ismim sadece adım soyadım ve sonrasında internet günlüğüm diye geçiyordu. Ancak bundan zaten sıkılmıştım, yeni ve yenilikçi bir isme ihtiyacım vardı. Sonrasında baktım ki karalama defteri olsun mu olmasın mı derken, birden "paralama" gibi bir kelime geldi aklıma. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde "parçalamak, yıpratıp eskitmek" mecazi anlamda da "hırpalamak, dövmek" anlamlarına gelmekte. Blogumun yeni ismi kimseyi korkutmasın, çünkü bu hırpalama dövme gibi olayı kısaca paralamayı yazacağım konular üzerinde yapacağım. Yani bir nevi ele aldığım konuları sonuna kadar hırpalayacağım inşallah.

Blogumun yeni görünümü ve ismi hakkında değerli yorumlarınızı da duymak isterim.

Selpak Denince Akla...

Bilirsiniz her daim kullandığımız selpakları. Hiç düşündünüz mü bu selpakları kaç türlü görevlerde kullandığımızı! Sanırım hayır. Şöyle bir liste tutmuştum kafamda ve gerçekten de çok ilgimi çekti ve bir o kadar da şaşırdım. Nitekim gezici birisi olarak benim vazgeçilmezimdir selpaklar. En azından 5 paket selpak çantamda her daim hali hazırda beklemekte. Neyse gelelim bu şeyin ne gibi amaçlarda kullanılabildiğine:

İsveç'te Yemek Vakti (3)

Bir önceki yazılarımda İsveç'te alışveriş ve İsveç'e gelirken dikkat edilmesi gereken birkaç şey ile ilgili detaylı bilgiler vermiştim. Bu yazımda da nerelerden yemek yiyebiliriz onlara değineceğim. Ancak sonuç olarak "dışarıda mümkün olduğunca yemek yememeye çalışın"a geleceğim. Aslına bakacak olursanız bu yazıyı pek uzatmak istemiyorum. Hemen kısaca şöyle girelim konuya:
Pizza Yerleri
İsveç'te şüphesiz ki en meşhur yerlerdir bu pizzacılar. Sahipleri genelde ya Türktür ya Kürt ya da orta doğu ülkerinden birileridir. Buralarda yemek çok masraflı olmasa da Türkiye şartlarına göre gerçekten pahalıdırlar. Evvela şöyle bir not düşeyim, İsveç'te kebab diye duyduğunuz gördüğünüz herşey dönerdir. Bizim döneri kebab diye yutturmuşlar nasıl olduysa. Kebabpizza'dan tutun kebabrulle sonrasında kebabtallrik (yandaki resim) en ünlüleridir. Kebabtallrik gerçekten büyük bir tabakta ve dolu dolu gelir eğer Falun Maestro'da yiyecekseniz. Ama her halükarda İsveç'te kebabtallrik heryerde dolu dolu servis edilir. Ayrıca Falun'da olanlara özel bir not düşeyim. Maestro'da Bahriye abla diye birisi çalışmakta ve Türkçe biliyor, kendisi Bulgar Türküdür. Tanışıp kaynaşmakta fayda var.

Bir diğer tarif etmek istediğim yer de (Falun'dakiler için) Köpmans Krogen vardır. Sahibi Hüseyin abi, kendisi Kayserilidir ve çok iyi birisidir, sağolsunlar çok bedava yemeğini yedik. Elinden geldiğince yardım edecektir sizlere, muhabbetinizi iyi tutun derim. Bu güzel Türk lokantasında lahmacundan tutun gerçek kebaba kadar hepsini bulabilirsiniz. Geçen sene ben yabancı arkadaşlarla dışarıya yemeğe çıkalım dediğimde
ve ayrıca Türk yemeklerini tattırmak istediğimde her zaman götürdüğüm bir yerdi. Bu yer Slagatan sokağında bulunuyor arkadaşlar. Spor salonu (Friskis Svettis) yakınlarında.

Yerli interrail; Tren Tur Kartları

İsveç'te iken avrupayı turladık tamam da aklımda hep kaldı yahu ben daha kendi ülkemin başkentini gezmemiş adamım hem yapacak birşeyler arıyordum bu yaz, dedim ki gezmek en iyisi. Evet bu düşüncelerle başladı bütün macera, aslına bakarsanız bu Çarşamba başlayacak (5 Ağustos). İlk durağım Ankara. Şu anda Trabzon'da olduğumdan dolayı Ankara'ya Konset Turizm ile biletimi aldım ve tren biletini de oradan almayı düşünüyorum. Anti parantez olarak belirtmek isterim ki ilk kez otobüste internet keyfini yaşamak için de Çarşamba'yı iple çekiyorum. Neyse gelelim asıl meseleye:

Evvela bu Tren Tur Kartları hakkında kafa karıştırmadan kısaca bilgiler sunalım. Tcdd'nin sitesinden alıntılar eşiliğinde bakalım bu kartların fiyatları ve özellikleri nelerdir. İki tür tren kartı olduğunu belirtelim:

GÜNCELLEME (ARALIK 2016)
TCDD artık bu kartları güncelledi. Fiyatlar ve biletler hakkında güncel bilgiler için şu linkten buyrun:
https://yolcu.tcdd.gov.tr/tren-kart/

Tren Kart Nedir?

Kazançlı Yolculuk Paketleri
Eğer tren kart sahibi iseniz, TCDD kazançlı paketleri satın alabilirsiniz. Yolculuklarınız için önceden belirleyeceğiniz iki istasyon arasında, yaş aralığınıza (Tam veya Genç), seçtiğiniz tren veya trenlerin tipine (YHT, Ana Hat, Bölgesel Hat), sınıfına (Business, Economy veya 1. Mevki) göre bir aylık veya belirleyeceğiniz biniş sayısına göre farklı paketleri önceden indirimli alarak satın alabilirsiniz.
Kolay Bilet, Kolay Seyahat
YHT ve ana hat trenlerinde yapacağınız seyahatlerde sisteme TRENKART üyelik bilgileri ile giriş yaparak, bir tıkla web sitemizden (yolcu.tcdd.gov.tr), mobil uygulamalarımızdan koltuğunuzu ek bir ücret ödemeden kolaylıkla seçebilirsiniz.
Seyahat öncesi kontrollerde TRENKART’ınızı veya mobil uygulamalarımızdaki bulunan TRENKART ekranını göstermeniz yeterlidir.
İndirim Oranları
5 Biniş %20 İndirim
10 Biniş %25 İndirim
15 Biniş %30 İndirim
20 Biniş %35 İndirim
30 Biniş %40 İndirim
Önemli Not: Biniş haklarının 60 günlük dönem içinde kullanılması gerekir. Dönemi içinde kullanılmayan biniş kartları bir sonraki döneme devredilemez. 60’ncı günün sonunda kalan seyahat hakları geçerliliğini kaybeder.
Hem indirimli Hem Kazançlı
Abonman Paketi
TRENKART Abonman Paketi belirleyeceğiniz iki istasyon arasında geçerlilik tarihinden itibaren 30 gün içinde kullanılabilir. Paket aynı gün içinde uygun tren tipi ve mevkide, sadece bir gidiş bir dönüş seyahati için geçerlidir.
İstenirse paketin geçerlilik şartlarına uygun tren tipinde, bir üst mevkide, fark ücreti verilerek seyahat edebilir.
Biniş Paketleri
TRENKART Biniş Paketlerinden herhangi birisi belirleyeceğiniz iki istasyon arasında geçerlilik tarihinden itibaren 60 gün içinde kullanılabilir. Sadece YHT’lerde belirlediğiniz sınıflarda (economy ve business) geçerli olmak üzere 5 – 10 – 15 – 20 ve 30 Biniş hakkı veren paketler farklı indirim oranları ile ekonomik seyahat olanakları sunmaktadır.
Her bilet alındığında kullanılan biniş hakkı toplam biniş hakkından düşülmektedir.
İstenirse YHT’lerde yer olması halinde, bir üst mevkide, fark ücreti verilerek seyahat edilebilir.
Gezgin Paketleri
Gezmeyi sevenlere, tüm Türkiye’de ve tüm trenlerde (belirlenen mevkilerde) geçerli İNDİRİMLİ seyahat etmeyi sağlayan paketler kullanılabilir.
Gezgin paketleri geçerlilik tarihinden itibaren 15 veya 30 gün içinde kullanılabilir.
İstenirse paketin geçerlilik şartlarına uygun tren tipinde bir üst mevkide fark ücreti verilerek seyahat edilebilir.

ESKİ SİSTEM BÖYLEYDİ:
1.Ekspres Tren Tur Kartı: Süper ekspres (Başkent, Cumhuriyet, Fatih vb.),mavi tren, ekspres, bölgesel ekspres, ray otobüsü , mototrenler ile normal yolcu ve banliyö trenlerinde,

2.Yataklı Tren Tur Kartı: Yukarda belirtilen trenlerle birlikte yataklı, kuşetli ve örtülü kuşetli vagonlarda, mevki farkı gözetmeksizin geçerlidir.

Bir de YHT seyahat kartları var (yüksek hızlı tren). TCDD sitesinde neden üçüncü bir kategori olarak verildiğini anlamadım ama fiyatlara bakınca aradaki farkı görebiliyoruz. Hemen fiyatları vereyim sonrasında da kartların ne gibi özellikleri olduğuna bir bakalım:

İsveç Alışveriş Rehberi (2)

Hatırlarsanız İsveç'e gelirken(1) şunları şunları yaparsanız iyi olur gibi bir yazı yazmıştım bir zamanlar. O konuda hala bir sorunuz varsa yine sormaktan çekinmeyin. Şimdi artık sıra geldi İsveç'e vardığınızda sizlere nelerin lazım olacağına ya da neleri bilmeniz gerektiğine. İsveç'e daha yeni ayak basanlardansanız ve İsveç hakkında bazı konularda meraklı biriyseniz bu yazım sizlere ilaç gibi gelecektir. Sadece bir senesini orada geçirmiş insandan çok fazla birşey beklemeyin ama en azından başlangıç olarak sizlere çok faydalı olacağına eminim.
Bu yazımda isveç'te nerelerden alışveriş yapılır, hangi internet siteleri yardımcıdır ve gezi yapmak için en uygun yol hangileridir gibi bazı günlük yaşam için gerekli önemli noktalardan bahsedeceğim. İlk olarak sanırım değinmem gereken konu alışveriş:


İsveç'te Alışveriş
Alışveriş diyince ilk akla gelen marketler olur. Sonrasında da elbise mağazaları ve elektronik vesaire. Market olarak benim bildiğim ve devamlı gittiğim hemköp, ica, lidl ve willies var. Aklınıza ilk gelen soruyu hemen hemen tahmin eder gibiyim. En ucuzları lidl ve willies. Willies Falun'dayken yakınlarımda bulunmadığından dolayı pek bir alışveriş yapma imkanı bulmamış olsam da en ucuz market olduğuna dair çoğu kişiden tasdik aldım. Benim en çok kullandıklarım hemköp ve lidl oldu. Bu arada hemköp en pahalı olanıdır ona göre. Ama pahalı diye hiç gitmemezlik etmeyin çünkü bence kaliteli bir yer ve lidl'da bulamadığınız şeyleri oradan temin edebilirsiniz.
Sonuç olarak market bazında İsveç'te öğrenci iken kullanmanız gereken market "LIDL" ya da "WILLIES"

Gelelim kılık kıyafet meselesine.
İsveç'e gelirken elbise açısından pek bir zaafla gelmeyin derim. Nitekim elbise sektörü gerçekten pahalı. Ancak benim babam zengin derseniz ya da erasmus bursum zaten bol diyorsanız size tavsiyem H&M. Aslında burası parası bol olmayanlar için bile uygun ya neyse. Ama fiyatları Türkiye ile karşılaştırırsanız almaktan hemen vazgeçebilirsiniz. Orası İsveç'in ekonomisine göre kılık kıyafette en ucuz yer. Ayrıca sportif mağazalar da var. Bunlardan bir tanesi intersport ve bir diğeri de stadium. İsimleri lazım olabilir diye zikrettim.
Sonuç olarak kılık kıyafet için H&M tercih ediyoruz.

Ayakkabıya geldik. Ayakkabı için her ne kadar İsveçliler "dinsko" için kalitesiz dese de (bilmiyorum artık) ayakkabı alabileceğiniz en ucuz yerlerden birisi. Başka bir yer daha var ayakkabı bulabileceğiniz. Orası da Borlänge'de bulunuyor. Büyük bir alışveriş merkezi, adı Kupolen. İçerisinde bir mağaza var, içerisinde tamir takımından, bahçe malzemelerine, elektrikten tutun ayakkabıya çoraba kadar herşeyin bulunduğu bir yer. Kışlık ayakkabı ihtiyacınız varsa mutlaka oradan gidermenizi tavsiye ederim. Bulabileceğiniz en ucuz kar (kışlık) ayakkabısı orada.

Bir diğer konuya geçmeden önce son alışveriş yerimizden bahsedelim. O da ikinci el alışveriş marketleri. Nedir bu ikinci el marketler? İsveç'te insanlar ellerindeki kullanmadıkları eşyaları, giysileri, ayakkabıları, kab kacakları ve ev eşyalarını eskidi diye ya da ben bunu artık kullanmam diyerek atmak ve bir tarafa kaldırmak yerine dönüşüm yapmaya meraklılar. O nedenle olsa gerek bir çok antika marketleri ve ayrıca ikinci el marketler vardır. Bunlardan en meşhuru Falun'da Myrorna'dır. Eğer yastık vs gibi ihtiyaçlarınız var ise (ilk gittiğinizde mutlaka ihtiyacınız vardır) bu ikinci el marketlerine uğramadan kesinlikle yüksek meblağlar ödeyerek birşeyler almayın. Bu ikinci el dükkanlarda göreceğiniz fiyatlar karşısında gerçekten şok geçirebilirsiniz çünkü çook ucuzlar!

İnternet Sayfaları
Gelelim İsveç'te işinize yarayabilecek internet sayfalarına. İlk olarak haber sitelerinden başlamak istiyorum. Benim her zaman kullandığım site: www.thelocal.se
Bulmuş olduğum başka bir site de: http://www.topix.com/world/sweden

İnternet üzerinden alışveriş yapma heveslisi bir insan olabilirsiniz. O nedenle sizler için çok faydalı bir site var. Türkiye'deki gibi internet üzerinde bir malın hangi sitede en ucuza satıldığını bulabileceğiniz şöyle bir site var: http://www.prisjakt.nu
Örneğin elektronik bir parça satın almadan önce fiyatını bu site üzerinden kontrol edebilirsiniz.
Şimdi de sırasıyla bildiğim alışveriş sitelerini listeleyeceğim:

http://www.cyberphoto.com => Fotoğraf makineleri ve kameralar bulabileceğiniz bir site
http://www.siba.se => bizim Gold gibi bir şirketin online internet adresi
http://www.onoff.com => bu da aynı siba gibi yaygın olan bir elektronik mağazasının sitesi, nitekim bu onoff eğer Falun'da öğrencilik yapıyorsanız hemen yurdun karşısında.
http://tradera.se => ikinci el alışveriş sitesi. Türkiye'deki benzeri gittigidiyor.com
http://blocket.se => yine aynı şekilde başka bir ikinci el alışveriş sitesi. Türkiye'deki benzeri sahibinden.com
http://fotovideo.se => isminden de anlaşılacağı üzere fotoğraf üzerine bir alışveriş sitesi

Ayrıca internet üzerinde ikinci el kitap bulabileceğiniz siteler de var. Onları da bir bir vereyim:
http://adlibris.com
http://www.bokus.se

Her iki sitenin de gördüğü görev aynı. Bir tanesinde bulduğunuz kitabı diğerinde de fiyatına bakmadan almayın. Ayrıca, bu her iki siteden de kitaplarınızı bulamıyorsanız alibris'in ya da amazon'un ingiltere uzantılı web sitelerinden kitaplarınızı alabilirsiniz.

Sinemalar
Sanırım sinemalar hakkında bir konuya değinmeyi unutmuşum onu da şimdi ekliyeyim. Sinemaya gitmeden önce internetten takip edebileceğiniz internet sayfaları:
İsveç'te Sinema sf.se
Ayrıca google üzerinde bioprogrammet ve yaşadığınız şehir adını yazarsanız sinema programlarını bulabilirsiniz.


Bu yazı artık limitini doldurdu arkadaşlar. Bir sonraki yazımızda nerelerden yemek yiyebiliriz ve nasıl para tasarrufu yapabilirsiniz gibi bazı konulara değineceğim. Ayrıca sormak istediğiniz herhangi birşey varsa lütfen yorum vasıtası ile sormaktan kesinlikle çekinmeyiniz. Son olarak, yemek yapmayı mutlaka öğrenin! Öğrenmeseniz de ben sizlere buradan bazı yemek tarifleri anlatmaya çalışacağım, tam öğrenci işi! Ayrıca İsveç'te yemek nerden yiyebilirsiniz, neler yiyebilirsiniz gibi konular hakkında yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:
İsveç'te Yemek Vakti (3)

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Eden Bulur

Toplumumuzun büyük sorunlarından olan bu yumuşak karnına ben de dokunmadan edemeyeceğim. Her gün yeni bir tartışma görmekten bıktım usandım. Tabii ki bahsettiğim şey başörtüsü. Herkesin ağzında aynı laf, sakız olmuş çiğneniyor: "Kim ne giyerse giyer kim karışır, başörtüsü tabii ki serbest olmalı" diye. Buraya kadar herşey çok güzel.

Geçenlerde de bir arkadaşımız yine aynı kapıya çıkan bir konuda yorumda bulundu. Kendisi başörtüsü özgürlüğünü savunan bir arkadaşımız normalde, kendisini bildiğimden söylüyorum. Ancak gel gör ki ne desin:
"ya öyleler var ki minicik etekle dolaşıyorlar insanı bilmem ne ediyorlar"
Resmen bittim oracıkta. Yahu arkadaşım sen değilmisin bacının başörtüsüne laf atanları eleştiren, bırakın insanlar ne giyerse giysin diyen! Bre sen değil misin kıyafet özgürlüğünü savunan! Toplumumuzdaki bu sorunu evvela bir kaldırmamız gerekiyor bence. Altı üstü kıyafet bu ya. Neden takmışız bu kadar kafamızı anlamıyorum. Tamam senin imanın var açık giyinenlere bakman günah. Tamam da, sırf sana günah diye karşındaki insanın özgürlüğünü kısıtlama hakkın var mı? Mesele yine aynı şekilde başörtüsüne geliyor. Eğer sen açık saçık giyinen birinin kıyafetini eleştirip durursan, onun üzerinden başörtüsü özgürlüğünü savunmaya kalkışırsan sınıfta kalırsın. Kim ne giymiş banane diyorum ben. İmanım da var, giyenler günah işliyor derim bakarsam ben de işlerim derim; ancak hayır siz mini etek giyemezsiniz DİYEMEM, aynen diğerlerinin başörtüsü giymek isteyenlere giymeyin "dememeleri" gerektiği gibi!

Gurbetçiler

5posta.org isimli bir sitede okuduğum bir yazıyı sizlere duyurmak istedim. Yazı tabii ki yine avrupa birliği ve Türkiye ile alakalı bir yazı. Beni biraz da olsa İsveç'te geçen bir olay olması açısından etkiledi. Konu, Avrupa'ya göç etmiş olan Türk vatandaşları ve orada bizleri nasıl ve ne tür şekilde temsil ettikleri ayrıca trajikomik bir kaç olaydan da bahsedilmiş. Bu hikayelerden bir tanesini burada direk alıntı olarak vereceğim. Konu Türk ailelerin İsveç'in işçi kabulu üzerine oraya cümbür cemaat akın etmeleri ve hikaye de şöyle:
Neyse bizim eleman getiriyor ailenin kadınlarını bir süre sonra. Alıyor bunları havaalanından eve sürüyor. Validanım yaz zamanı olsa gerek hem bunalmış, hem de yoldan geldi ya nargilenin suyunu değiştirecek, lavabonun yerini soruyor. Bizim işçi gösteriyor anacığına tuvaleti. Kadın giriyor içeri…
15 dakika sonra yüzü, elleri, kolları ıslak bir şekilde çıkıyor. Bir yandan ıslak elleriyle yelpaze yapıyor yine ıslak olan suratına. Mutluluktan da gözler fıldır fıldır… ”Ne iyi ettin de geldin buralara oğul, evin içinde bile kuyu var baksana kız Emine”..
Tabii bir yerde trajik… Kızmamak lazım o insanlara. Suratlarına tükürülecek olan başkaları çünkü.
Yazı aynı uslupla yerine göre ağır eleştirilerle devam ediyor. Birçok noktada tamamen haklı olduğunu da belirtmek gerekir. Yazının tamamını okuyarak gerekli yorumu ve değerlendirmeyi sizler yapın derim: http://5posta.org/turk-eglencesine-gitmem/

Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları

Erasmus hayatım biteli daha bir ay olmadı, ama sanırım erasmusun etkisinden çabuk kurtuluyor gibiyim. Fakat yine de tam emin olmamakla birlikte kafamın içinde binlerce şey oraya buraya hareketleniyor ve bazen kafamla birlikte uçup gidiveriyorlar. Eski bırakılan şeyler hep aynı dursada bakışınız değişmiş oluyor. Her seferinde de illa ben değiştim imajını vermekten de bıktım tabii ki ama ben asıl meseleye geleyim. Eğer hala erasmusun etkisindeyim, aman ne yapıcam şimdi, bittim tükendim, bunalıma giriyorum amanııın diye fermanlar dökenleriniz için facebookta bir grup kurulmuş: "Erasmustan sonra hayatta kalmanın yolları". Grub içi bazı ilkeler oluşturulmuş ve erasmustan sonra nasıl hayatta kalınacağına dair bazı önerilerde bulunmuşlar. Bir o kadar gerçekçi olan ve bir o kadar da komik olan bu önerileri buyrun okuyun:

Benim gibi Erasmus veya ülkesinden uzakta öğrencilik deneyimini yaşamışsan, kendini bir şekilde değişmiş hissedersin. Ülkene geri döndüğünde üzgün kafanız karışık, sanki başka bir dünyadan gelmiş gibisindir.Bu durum uzun sürebilir fakat bunun için bazı önlemler alabilirsin.Umutsuzluğa kapılıp depresif hissetmemeye çalış aynı zamanda da bu mükemmel deneyimi yaşadığın için kendini şanslı hisset ve bunu yeni maceraların için sıçrama tahtası olarak kullan.
İşte sana birkaç öneri:

1) Gece kulüplerinde içkiye harcadığın onca parayı düşünme : muhtemelen o parayla kendine yeni bir araba alabirdin.
2) Arkadaşlarınla partiye devam et : temalı, çılgın, alternatif partiler düzenle ama bunlar her zaman arkadaşlarının dairesinde olsun.
3) Eğer hala ailenle yaşıyorsan, elinden kaza çıkmadan önce onlardan olabildiğince uzaklaş…
4) Arkadaşları arasında Erasmus ruhunu yay: onları olabildiğince sarhoş et, eğlen ama ondan sonra yapacak iyi bir şey bul.
5) Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsan senin için yapacak tonla şey var ve yeniden alışmakta zorlanmazsın ama onun yerine ufak bir kasaba veya sessiz bir yerdeysen sıçtın.
6) Ne zaman mutsuzsan ve Erasmus hayatına geri dönmek istersen, arkadaşlarınla olan resim ve videolarına bak, neler yaşadığını hatırla ve için kendini şanslı hisset.
7) İngilizce konuşan birini bul!
8) Yeni Erasmus öğrencileriyle tanışmak için ESN gibi gruplara ve organizasyonlara katıl.
9) Erasmus partilerine git ve şehrindeki diğer Erasmus öğrencileriyle tanış.
10) Erasmus öğrencileri genellikle Aralık/Ocak, Mayıs/Haziran gibi ülkelerine dönerler: ilk gruptaysan üzgünüm muhtemelen sıçtın, ikinci gruptaysan en azından yazın tadını çıkarabilirsin.
11) Dilediğin gibi yaşa.
12) Erasmustayken porno starı gibi bir cinsel hayatın olduktan sonra ülkene döndüğünde bunları yaşayamayınca şaşırma.
13) Sadece küfürlerini bildiğin dilleri öğren.
14) Hemen bir sonraki yurtdışı deneyimini planla: staj, deniz aşırı programlar vs.
15) Erasmus arkadaşlarınla buluşma ayarla: ikinci bir Erasmus gibi hissediceksin,emin ol.
16) Bu gruba katıl ve tüm arkadaşlarını davet et : )


Facebook "How to Survive after Erasmus" grubuna ulaşmak için buyrun:
https://www.facebook.com/groups/88632033379/

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Msn Kapanıyor mu?

İnternet ortamında bir yaygaradır kopmuş "msn kapanıyor" "msn paralı oluyor" diye. Forward yapılan çöp mailler ile de bu haber bir hayli yayılmış durumda. İşin aslını tam olarak öğrenmeyen bazı sazanlar ya da ortalığı velveleye vermeyi seven forward manyağı bazı arkadaşlarımız hemen yaygarayı çıkartmışlar "MSN KAPANIYOR" diye. İşin ciddiyetini facebookta bazı arkadaşlarım kendi durumları ile olayı duyurunca anladım. Normalde kimse inanmıyor diye bildiğim forwardlara kendi arkadaşlarım dahi kanmış durumda.

İlginç bizim insanlar. Meğer kapatılan sadece msn'nin internet üzerinden kendi hotmail hesabımızla konuşma yapmamızı sağlayan "webmessenger" (http://webmessenger.hotmail.com) hizmetiymiş. Yani anlayacağınız 30 Haziran'dan itibaren hotmail resmi blogundan yapılan açıklama ile webmessenger hizmeti durdurulacak, msn hizmeti değil. Bu haber de shiftdelete'de duyurulmuş durumda. Haydi hayırlısı.

Cevahir AVM İsveç Günleri


İsveç'ten döneli daha bir hafta olmadı ve Türkiye şartlarına alışmaya çalıştığım bu dönemlerde bir ara Cevahir avmye uğradım. İçeri girer girmez ne göreyim. Cevahir AVM İsveç günleri! Cevahir avm tüm haziran ayını İsveç için ayırmış. Farklı birşeyler yapma isteğinden olsa gerek, güzel bir projeye imza atmışlar. İsveç'te haşır neşir olduğum bazı kültürel oyunları ve diğer bir kaç önemli günlerini duyunca ayrı bir sevindim. En önemlisi, İsveç'ten erken geri döndüğümden dolayı katılamayak olduğum "midsummer" günleri de Cevahir avm'de 20-21 haziran günlerinde kutlanacak. Ayrıca sizlere etkinlik takvimini de vermeden etmeyelim. Böyle bir uygulamanın olduğunu geç öğrendiğim için sadece bugünden sonraki etkinliklerin tarihlerini vereceğim:

  • Mindball Game: 20-21-27-28 Haziran
  • İsveç Yemekleri: 20-21-27-28 Haziran
  • İkea yarışması: her cuma
  • İsveç Midsummer Şenliği: 20-21 Haziran
 internet üzerinde sadece perakende.org sitesi üzerinden duyurusu yapılmış bu güzel kutlamaların:
 Kuzey Avrupa mozaiğinin en seçkin figürlerinden biri olan İsveç, Haziran Ayı boyunca İstanbul Cevahir’de "Avrupa'nın kutup yıldızı" İsveç haziran ayında Cevahir AVM'ye taşınıyor. Oyunlarıyla, yemekleriyle, mobilyalarıyla ve otomobilleriyle, bu zengin kültürü daha yakından tanımak isteyenler 28 Haziran'a kadar Cevahir AVM'ye konuk olabilir ve çok özel etkinliklerle adeta İsveç'te gibi, eğlenceli zaman geçirebilir.
Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Işığa yürüyorum ama çıkamıyorum

Apple, artık dünyamızı büyük ölçüde etkisi altına aldı. iTunes üzerinden satışa sunulan ve bedava olarak sunulan binlerce uygulama işlevsellikleriyle herkesi büyülüyor. Tabi bu büyülenler arasında ben de varım. Ancak bunun yanında bizlere gülümsemelik birçok da malzeme çıkıyor: uygulamara yapılan yorumlar.
Sizler için yorumlardan birkaç derleme yapıp burada yayınlayacağım ve gerçekten iPhone ve ipod touch uygulamalarının insanları ne kadar çok cezbettiğini ve gözlerini döndürdüğünü göstermeye çalışacağım. Çünkü bazı yorumlardan artık uygulama satın almanın şuursuzluğa kadar varabildiğini görebilme yetisine kavuşacağız:


Bunlardan bir tanesi hemen yan taraftaki resimde. Herhangi bir yoruma ihtiyaç var mı, bence yok. Yorum kendi kendini ele veriyor. Kardeş biraz sağ yap sonra sol, aynen devam ışığa...
Sağ taraftaki arkadaşımız da bir uygulama için yapmış bu yorumu. Aynen kendisine iade ediyoruz. iTunes app store'da bütün uygulamaların ne işe yaradıkları ve nasıl kullanıldıkları detaylı halde anlatıldığı halde şuursuzca app satın alma hızını kesemeyen bir kullanıcıdan geldiği belli gibi bu yorumun. (arkadaşımız ingilizce bilmiyor olabilir ama en azından açıklayıcı resimler var hiç olmadı madem ne olduğunu bilmiyorsun niye para ödüyorsun)
Bu arkadaşımızın yorumunu çok beğendim. Yüklediğine pişman ama, neden pişman! Gayet başarılı bir yorum ve ilgi çekici.

Ayrıca bazı arkadaşlarımız da ne olduğunu bilmeden almış ve sağolsunlar bizler için ön bilgi edinmişler uygulama hakkında ve bizleri uyarıyorlar, yandaki ikinci resim efem.

Bazen de öyle insanlar var ki, uygulamanın satıcılarına taş çıkartacak cinsten. Sanki pazarlama için ayrıca ücret almışlar gibi reklamını yapıyorlar. Seviyeli bir şekilde bilgi verici bir yorum yazsalar daha iyi olmaz mı herkes için. Aslında kimin ne yazdığı da önemli değil ya, beni yorumlar hakkında yazmaya iten şu "ışığa yürüyüp" de çıkışı bulamayan arkadaş oldu!

İsveç'te Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl

Artık bu son saatlerini yaşamakta olduğum Erasmus maceram bitmek üzere. On ay boyunca tatlısıyla ve pek tanışamadığım acısıyla geçirdiğimiz iki dönemlik İsveç öğrencilik hayatım şimdilik sona eriyor. Cümlemin ucunu açık bıraktım çünkü İsveç'te master programı için sunulan güzel imkanlar bulunmakta (link yenilendi - 16.01.2012) (Bu master konusunda, eğer bu tür bir atılım yaparsam zaten blogumda büyük ihtimalle bahsederim).

Erasmus hayatımın bitmesinden bahsediyordum. Erasmus günlüğü konusunda tecrübelerimi pek paylaşamadım. Biliyorum o konuda çok kötü bir günlük tuttum. Yazmam gereken onca şeyi erteledim. Ancak hepsine tek tek dönüp tekrar bakacağım çünkü bu erasmus hayatımı kafamda tekrar canlandırmak benim için büyük bir zevk olacak. Şu anda o kadar hüzünlüyüm ki bu İsveç'teki öğrencilik hayatımın bittiğine, son bir haftadır sanki gözümle gördüğüm heryer sadece birer rüya, konuştuğum sene başından beri arkadaşlıklarını paylaştığım insanlar birer yabancı... Herşey bir rüyadan ibaret gibi. Bitti bitmesine ama şu yanda gördüğünüz odaya on ay önce giren insanla bugün (11 Haz - 06:45) bir iki saat sonra tekrar geri dönmemek üzere kapıya kilit vuracak olan insan asla aynı olamaz. Zamanında "dönüm noktası" başlıklı bir yazı yazmışım bazı kafamdaki karmaşıklıklardan bahsetmişim o zamanlar. Dönüp okuduğumda bazı düşüncelerimde değişikliğin olduğunu kolayca görebiliyorum. Konuyla ilgili yorumlarda da zaten bu değişimden bahsettim orada. Yine konuyu dağıttım kendi kendime.

Yine dönelim Erasmusa. Erasmus hakkında neler yaşadığımı dillendiremediğimi dile getirmişim daha ilk girdimde, yani blogumun ilk ve ilk yazısında: İsveç -Erasmus. Aslında hiç de azımsanmayacak kadar girdilerim olmuş blogumda şöyle baktığımda. İlk geldiğim günlerde neler yaşadığımı anlattığım ve hala devamını getirmediğim "ilk anılar" yazım var ilk İsveç'te Erasmus günlüğü yazım olarak. Sonrasında İsveç'in eğitim sisteminden sıkılıp da yakınan ve aynı zamanda gıpta ile bakan bir yazım var; "eğitim sistemi sendromu". Yine aralara bazı yazılar serpiştirmişim aynı şekilde erasmus hakkında hala neden yazılar yazmadığıma dair. Kendime kızmışım haklıca, neden yazmıyorum ki bu kadar güzel anılarımı diye: Yazmak çok güzel ama...

Bu Erasmus öğrenciliğimin birinci dönemi bitimine doğru Türkiye'ye dönmeye karar vermiştim bir aralar. Blogumda geri döneciğime kesinlikle karar verdiğimi söylediğim bir yazım var. Sonrasında aynı yazıyı tam üç kere düzenlemişim ve sonunda ikinci döneme de İsveç'te devam kararı almışım. Bu kararı alırken de gerçekçi bir tavır takınmışım. Gerçekten geri dönmüş olsaydım kendimden nefret ederdim. Şöyle bir göz atmak isterseniz o yazıya işte burada: "dönüyorum...mu?" Yazının ilk başlığı "dönüyorum" idi sonrasında "dönüyorum...mu?" ya çevirdiğimi hatırlıyorum.

Kasım ayı civarlarında da bir kısa film çekmiştik Eda arkadaşımın projesi için. O konuya da değinmişim maşallah. Kendimden beklemediğim hareketler bunlar. Galiba blog tutmanın en güzel yanlarından bir tanesi bu olsa gerek. Dönüp geriye baktığınızda kendi düşüncelerinizin nasıl değiştiğini ve aynı zamanda ne gibi ruh hallerinden geçtiğinizi ayrıca ne gibi çılgınlıklar yaptığınızı bir zaman sonra görmek çok güzel bir his benim için: Bir Kısa Film: Jabberwocky

Ayrıca bu Erasmus eğitimim boyunca birçok film izledim ve aynı zamanda inceledim. Tabi bunu zevk için yapmadım. Buradaki İngiliz Edebiyatı hocamız artık filmlerin de birer edebiyatın parçası olduğunu söyledi bizlere. O nedenle edebiyat derslerimizde birçok film izledik ve kitaplarını okuduk aynı zamanda birçok karşılaştırma ve analiz yapma gibi çalışmalarda bulunduk. Filmler üzerine en az dört ya da beş adet essayim bulunduğunu sanıyorum. Bundan dolayı olsa gerek film izlemekten bıkkınlık gelmiş bazı zamanlarda bana ve onu da dillendirmişim internet günlüğümde: "film izlemek işkence olabilir mi"

Hala dün gibi hatırladığım başka bir tecrübem de var yüzümü kızartan. Advent döneminde eski püskü noel baba kıyafetleri ile çocuklara şekercikler dağıtan yaşlı amcaları dilenci sanmam gerçekten çok kötü bir durumdu benim için. Zaten kendimden utandığımı dillendirmeye çalıştığım diğer bir yazım da burada: "birinci advent ve ben: Trajikomik bir an"

İsveç'te, dünyanın ve avrupanın belli belirsin birçok ülkesinden arkadaşlarım ile doğum günümü kutlamışım. O zamanlar gerçekten çok sevinçliymişim, hatırlandığımdan dolayı ve bir o kadar kutlama aldığımdan dolayı. O duygularımı da paylaştığım yazımı sizlere sunmadan edemeyeceğim: "Bugün benim doğum günüm"

Hemen sonrasında da sıkışık ders programı arasında nasıl keyfimizi sürdüğümüzden ve hangi yollarla stresten uzak bir öğrencilik hayatı yaşamaya çalıştığımdan bahsetmişim İsveç'teki Erasmus hayatım boyunca. Hepiniz bilir insanın yapacak önemli birşeyi varsa her zaman aklındadır, ve o akıldayken birçok delice başka fikirler gelir insana. Bizim de öyle bir deneyimimiz olmuş hemen dökmüşüm günlüğüme detayları: "karlı bir havada, ödevlerden ve stresten uzak"

Neler yaşamışım neler Erasmus boyunca. Demek ki yaşamış olduğum herşeyi keşke dökebilseymişim bu sayfalara mükemmel bir erasmus romanı olurmuş. Bu işin içinde aşklar meşkler herşey olurdu tabi ki de. Ancak O konular kişisel meseleler girmeyelim biz en iyisi. İsveç'te ailemizden, yakınlarımızdan uzak bir Kurban bayramı geçirmişiz. Onu da tatil yaparak değil, sıkı sıkı ders çalışarak geçirmişiz güzelim Erasmus dönemimizde. O konuda da hüzünlerimi dile getirmişim farklı bir yazımda. O yazıya da buradan buyrun: "Kurban Bayramınız Mübarek Olsun"

Yine Kurban bayramı dönemi Türkiye'deki arkadaşlarım tatilin tadını çıkartırken sanırım çılgınlık gelmiş tekrar yazmışım birşeyler, karalamışım dertlerimi. Vay anasını ne çok şey yazmışım. Gerçekten dönüp bakmak çok zevk veriyor insana. Herkesin tatil yaptığı dönemde ders çalışmaktan yakındığım yazım: "Çalışmaya devam bayram seyran demeden"

Vee dönem tatili. Türkiye'ye kesin dönüş iptal edilince elimde kalan bileti nasıl değerlendirdiğimi dillendirdiğim bir yazım var. Memleket özlemi de çekmişim zamanında bu gavur ellerde. Türkiye'ye geri döneceğimi duyunca içim kıpır kıpır oluvermiş o zamanlar: "insanın içi kıpır kıpır oluyor... Türkiye diyince"

Sonrasında sanırım, Türkiye tatilinden sonra kafa çok değişmiş olacak ki artık yazmayı kesmişim. Başka konulara değinmeye başlamışım. Sağdan soldan bahsetmeye başlamışım. Ancak son zamanlara doğru yapmış olduğum gezilerden üç beş tane de olsa birşeylerden bahsetmeyi unutmamuşım. Tabii daha bu gezi macelarımı sizlerle paylaşmadım ama paylaşacağım. Neyse, ikinci dönem başlangıcında kalmıştık. O sıralar artık gelecek yıllarda İsveç'e öğrenci olarak gelecek olan arkadaşlara yardımcı olması amacıyla yazılar yazmak istemişim. Hala ikincisini yazmaya başlamadığım şöyle bir yazım var: İsveç'e Giderken Dikkat 1!

Sonrasında aradaki iki üç ayı erasmustan arınmış girdilerle doldurmuşum. Bir ara Roma'ya gideceğimden haber vermişim. Ancak yine sonrası gelmemiş. Orada neler yaşadığıma dair ve neler yaptığıma dair en ufak bir ipucu yok. Ama inşallah onlar da olacak. Roma'ya gitmeden önce sevincimi paylaştığım yazım burada: Roma Bekle beni sana geliyorum.

Yine erasmusa geri dönmüşüm Nisan ayı içerisinde Erasmus programını konu alan bir film hakkında yazmış olduğum yazım ile. O filmin bir de ikincisi var. Erasmus'tan beş yıl sonra bütün arkadaşlar tekrar toplaşırlar. Film hakkında bir yazı yayınlayacağım, onu da buraya not etmiş olalım. İlk film hakkında: L'auberge espagnole - Bir Erasmus filmi...

Erasmus dönemimin son zamanlarına doğru gelirken artık gezilerim boy göstermiş. Bu sefer interrail sırasında yazmış olduğum İnterrail hakkında ilk izlenimlerim var. O sırada Frankfurt'ta bulunuyormuşum. Daha sonra detayları vereceğimden bahsetmişim ve hemen ardından da interrail'e nasıl hazırlandığıma ve nasıl hazırlanılması gerektiğine dair bir yazımı sizlerle paylaşmışım. Ancak yine önceki yazılarımda olduğu gibi detaylara sonraki yazılarımda ineceğimden bahsetmişim ve böylece Erasmus hayatım boyunca bloguma dökmüş olduğum anılarım bunlardan ibaret olmuş. Yazıma gerçekten duygusal başladım ancak sonrasında ben de farkettim ki biraz reklamvari bir içeriğe sahip olmuş. Ancak böyle birşey yapmaya ihtiyacım vardı, çünkü farketmiş olduğunuz üzere eski adresim olan veyselkelesh.com'u veyselkeles.com olarak değiştirmiş bulunuyorum. Diğer isim ile yine aynı bu sayfama yönlendiriliyorsunuz. Önceden ise tam tersiydi. Bu yazı ile de, geçmişte yazmış olduğum yazıların tekrar indekslenmesini hızlandırmayı planladım. Aynı zamanda da erasmus hayatım boyunca neler yapmışım neler yazmışım onları görme şansına sahip oldum, bence güzel de oldu.

Artık herşeyi ile sonuca varacak olursak, yazımı sabah odamdayken yazmaya başladım ve şu anda havaalanında uçağımı beklerken bitirmek üzereyim. Sabah odamdan ayrılırken hissetmiş olduğum hüznü aynı şekilde arkadaşlarımdan ayrılırken çok daha etkili bir şekilde yaşadım. Aslında oda değildi beni hüzne sokan, o odayı benim için önemli hale getiren arkadaş çevremdi zaten. Benim gittiğime üzüldüklerini görünce insan hem seviniyor hem de hüzünleniyor. Çünkü sizin seven ve onlardan ayrıldığınız için üzülen arkadaşlarınızın olması çok güzel bir duygu. Tabii ki bu mutluluk buruk bir mutluluk, bambaşka bir his. Onlara el sallayarak uzaklaşırken elinizden gelen birşey olmuyor gözyaşlarınızı tutmak için. Akıp gidiveriyor kendi halinde, o aktıkça onlara ne kadar bağlanmış olduğunuzu hissediyorsunuz ve bir o kadar da içinizde bir sevinç yaşıyorsunuz. Artık kendinizi daha güçlü hissediyorsunuz çünkü onları tekrar görmeyi arzuluyor ve bu uğurda herşeyi yapmaya hazır olduğunuzu hissediyorsunuz. Erasmusun bir başka verdiği duygu da bu oldu bana. Artık kesin olarak bazı şeyleri söyleyebiliyorum ve artık kesin olarak koyduğum hedeflerime ulaşabileceğimi biliyorum ya da en azından ulaşamayacağımı bilsem de öyle düşünüyor ve o amaç için çalışıyorum, sonucunda kendimi mutlu etmesini biliyorum. İşte böyle bir erasmus hayatı geçirmişim İsveç'te, ve işte bu şekilde etkilemiş beni burası.

Ayrıca erasmusa kabul edilmek, kabul edildikten sonra gerekli işlemleri yapmak, bütün herşeyden sonra para işleri ile uğraşmak, derslerle boğuşmak, sonrasında yine geri dönerken bir dolu kağıt işleri içinde kaybolmak, burs ödemelerinizin geri kalanını beklemek, not dönüşümleri ile uğraşmak, alttan üstten dersler düşürmek vs. vs. bütün bunlar Erasmus'un tatlı taraflarıdır der geçerim ben bundan sonra. Az uğraşmadık değil, az uğraşmayacağımızdan değil, erasmusun bana kattıklarının hiçbir şekilde bu ufak tefek safsatalar ile üstü çizilemeyeceğinden.

Erasmus bittikten sonra da yardımcı olabilmek babına iki yazı daha paylaştım. Onları da sizlere buradan sunayım:

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

Facebook "kullanıcı ismi" kullanımını duyurdu

Hemen bu kullanıcı ismi kullanımının ne olduğundan bahsedelim. Bildiğiniz üzere twitter ve friendfeed üzerinde kullanıcı ismimiz aynen şöyle (http://friendfeed.com/veyselkeles) anasayfa linkinden sonra görülebiliyor. Artık bu özelliği Facebook'ta 13 Haziran gününün ilk saatlerinde göreceğiz.

önceden üstteki gibi görünen linkler artık arama motorlarında daha kolay, sağlıklı sonuçlara ulaşmak ve kolay hatırlanması için aşağıdaki biçime döndürülüyor.

Hemen detaylara geçelim çünkü facebook blogda yapılan açıklamalardan bazı önemli noktalara değinmemiz gerekiyor. Bu tür bir kullanıcı ismini hemen otomatik olarak facebook kendisi vermiyor. Siz kendiniz kullanıcı isminizi belirlemeniz gerekiyor ve bu konuda da çok dikkatli olmanızı söylüyorlar. Çünkü, belirlediğiniz bir kullanıcı ismini bir daha değiştirme hakkınız yok. 13 Haziran gününden sonra anasayfalarımızda kullanıcı adı belirlememiz gerektiğine dair bir uyarı görüneceğini söylüyorlar ve oradan doğru bu ayarı yapabileceğiz.
Ayrıca güvenlik önlemi ve bazı sahte isim almaların önüne geçmek için de 31 Mayıs'tan itibaren kayıt olan kullanıcıların bu "kullanıcı ismi" hizmetinden yararlanmaları biraz geciktirilmiş. O nedenle eğer 31 Mayıs'tan sonra kayıt facebooka kayıt olduysanız biraz beklemeniz gerekecek.

Kullanıcı isminizi hala almadıysanız, kendinize ait bir url uzantısı belirlemek için bu adresten buyrun: http://www.facebook.com/username/

iPhone / iPod Touch kablosuz internet Sorunu

Bir çok iPhone ve benim gibi iPod Touch kullanıcısı wireless ile internete girme konusunda problemlerle karşılaşmışlardır. Benim burada bahsettiğim problem, windows Xp üzerinden wireless (kablosuz ağ) ile iPod ya da iPhone'a internet paylaşımını yapamamak.

Sorunumuz Ne?
Windows Xp'de bilgisayarımızın internetini basitçe iPod ya da iPhone'umuz ile paylaşmak istiyoruz ama ne yazık ki birşeyler ters gidiyor ve Xp bu konuda önümüzü kesiyor. Aslında önümüzü kesmesi gibi bir durum yok, sadece dns atama konusunda ya ipodumuz sorun yaşıyor ya da Xp birşeylerin önünü kesiyor. Neyse bu sorunla nasıl karşılaştığımı adım adım anlatayım. Denetim masası Ağ bağlantılarımı açtım ve kablosuz ağ üzerine gelerek özelliklere tıkladım. Sonrasında kablosuz ağlar sekmesinden "Ekle" diyerek "bilgisayardan bilgisayara" bir "myPod" adında şifreli bir kablosuz ağ kurdum. Sonrasında yine ağ bağlantılarımda internet kaynağım olan yerel ağ bağlantımın özelliklerinden internet paylaşımımı açtım. Herşey ipod'um ile internete girmek için hazırdı. Kablosuz bağlantı ile "myPod" ağına bağlandım ve ip almasını beklemeye koyuldum. Ancak ip bir türlü "192.168.0.***" gibi bir hal almadı ve dolayısıyla internete de giremedim. İp adresi her zaman 168 ile başlayan local ağ ipsi ile kaldı. Sonuçta internet yoktu ipodumda.

Bu sorunu çözmek için iki çeşit yol var. Bir tanesi oldukça basit ama biraz can sıkan bir çözüm, diğeri ise iPod'umuza sadece bir tek dns adresi girmek.

Çözüm 1
Bu çözüm yolu çok zor olmayan ancak sadece bilgisayar üzerinden yapılabilen bir adım olduğundan benim pek canımı sıkan bir çözüm. Neyse gelelim iPodumuz ile Xp üzerinden paylaştığımız internete nasıl gireceğimize:
Tek yapmamız gereken şey; iPod ile bilgisayar üzerinde kurmuş olduğumuz kablosuz ağa bağlandıktan sonra, ağ bağlantılarımdan internet kaynağımız olan "yerel ağ bağlantısı"nın özellikler penceresinden gelişmiş sekmesinde internet paylaşımını kapatıp tekrar açmak. Evet yanlış duymadınız tek yapmamız gereken şey bu!

Çözüm 2
İkinci çözüm yolumuz ise biraz daha kolay ve kalıcı bir çözüm. Çünkü her seferinde bilgisayarınızın karşısında olmanız gerekmiyor interente bağlanmak için. Çözüm ise; iPod ile bilgisayar üzerinde kurmuş olduğumuz kablosuz ağa bağlanıyoruz ve iPod'un ip almasını beklemeye gerek yok. Direk olarak seçmiş olduğumuz kablosuz ağın yanındaki oka tıklayarak detaylarına giriyoruz ve orada dns üzerine tıklayarak "208.67.222.222" giriyoruz. Artık iPodumuz 192 ile başlayan bir ip almaya başlayacak ve bu demek oluyor ki internete artık girebiliriz. Eğer hala ipodda 168 ile başlayan bir ip görüyorsanız Statik sekmesine tıklayın ve oraya resimde gördüğünüz ayarları giriniz (Bu çözüm sadece windows xp üzerinden internet paylaşımında denenmiştir).

İnterrail Gezisi Nasıl Yapılır ve Planlanır

nasıl yapılır interrail
Dokuz günlük çılgınca interrail gezisinden sonra artık bütün detayları ile bu tür bir geziye nasıl hazırlandığımı sizlere anlatma zamanı geldi. Erasmusa başvurmamın en önemli nedeniydi Avrupayı gezmek ayrıca Nou Camp'da bir fotoğraf çekmek. Ne bileyim hayalimdeydi her zaman, Paris'te Eyfel kulesinin, Amsterdam'da "I AMsterdam" yazısının ve Roma'da Colloseum'um önünde bulunup bir kare fotoğrafa sahip olmak. Roma ve Venedik gezilerini interrail ile yapmasam da sonuçta o hayallerimi de gerçekleştirdim ryanair ile.

İnterrail ile nerelere gittim? İsveç'te olduğum için biraz kolay oldu güzel bir rota çizerek birçok ülkeye gitmek benim için. Kuzeyden çıkıp güneye inmek ve sonrasında da uçağa atlayıp geri gelmek gerçekten çok güzel. Gidebildiğiniz en uzak noktaya kadar gidiyorsunuz tren ile ve sonrasında 3 saat içerisinde başladığınız yere geri dönüyorsunuz. Benim gezim Malmö'den başladı, sonrasında Kopenhag, Amsterdam, Brüksel, Frankfurt, Paris ile devam etti Barcelona'da Barcelona futbol takımının şampiyonlar ligi kupası şampiyonluğunu kutlamasıyla sona erdi.

Gelelim interraile nasıl hazırlandığıma. Liste halinde verirsem çok daha faydalı olacak sanırım:
  • Avrupa haritasını önüme aldım ilk önce. Gitmek istediğim şehirleri birer birer inceledim ve en iyi rotayı çıkartmaya çalıştım. Sonuçta trenle düzenlenen bir gezi olduğu için gideceğim yerleri düzgün bir sıraya koymak gerekiyordu. Dediğim kuzeyden başlayarak güneye inmek en doğrusuydu benim için ve öyle de yaptım. Ancak gitmek istediğim tek bir şehire gidemedim orası da Prag. Gerçekten interrail rotama çok ters bir yerdeydi ve sonuçta gidemedim. Evet ilk adım olarak rotamızı belirliyoruz.
  • Diğer bir adımda artık hangi şehirde kaç gün geçireceğiz ve neler yapacağız onları konuşalım, ya da ben neler yaptım ondan bahsedeyim. Sonuçta elimde bulunan ve sizlerin de muhtemelen alacağı en ucuz (159 euro) ve 10 gün içerisinde 5 gün kullanım hakkına sahip olan bilet. Biletimizin kullanım gününe göre nerede kaç gün kalacağınız onu belirlememiz gerekiyor. Ayrıca bu 10 gün içerisinde 5 gün kullanım hakkını, daha açacak olursak durum şu: 10 gün demekten kasıt, biletimizin sadece 10 günlük geçerliliği olduğunun göstergesi. 10 mayısta alınan bir bilet 19 mayıstan sonra kullanılamaz. Benim biletim 20 mayısta başlıyordu ve 29 mayıs son kullanım günüydü. 5 günlük kullanım hakkını ise 5 kere kullanım hakkımız var diye çevirebiliriz. Bugün yola çıktığımızı varsayarsak ben bir günlük hakkımı kullanmış oluyorum, ancak gün bitene kadar bugünkü hakkınızı istediğiniz kadar kullanabilirsiniz. Başka bir hakkınızı kullanmanıza gerek yok. Umarım gayet açıklayıcı bir bilgi olmuştur. Bu adımda biletinizin kullanım hakkına göre çok detaylı bir şekilde plan yapmalısınız. Benim yaptığım planı da sizlerle paylaşacağım ve sizlere güzel bir örnek olmasını umarım:
Planımızı yaparken tren saatlerini kontrol etmek en önemli ayrıntılardan bir tanesi. Tren ne zaman kalkıyor ve ne zaman diğer şehire varıyor. Bu tren saatlerini kontrol edebileceğiniz site ise şurası. Ben İsveç Falun'dan başladım ve ilk belirlediğim hedef Kopenhag ve son şehir ise Barcelona idi. Gezim tam olarak planladığım gibi 9 gün sürdü. 20 Mayıs'ta başlayıp 29 Mayıs gece saat 01:30'da Falun'daydım. İlk olarak 20 mayıs akşamı yola çıkarak gece treni ile bir gün sonra Kopenhaga ulaştım. Burada dikkat etmeniz gereken bir şey var. Bir şehirden diğerine geçerken direk trenler olmayabilir. Bazı yerlerde değişiklikler yapmak zorunda olabilirsiniz. O nedenle yukarıda verdiğim site üzerinde planınızı yaparken nerede hangi değişiklikleri yapacağınıza bakın ve mutlaka not alın.
Ayrıca gece trenleri ve bazı özel trenler için hatırlatmam gereken bir durum var o da "seat reservation" yani koltuk rezervasyonu. Gezinizi yukarıdaki siteden planlarken hangi trenin "subject to reservation" olup olmadığına bakıp mutlaka not alın. Tren istasyonlarında trene binmeden önce ya da şehire ilk vardığınız anda zaten binecek olduğunuz diğer treni muhtemelen bildiğiniz için mutlaka rezervasyon yaptırın. Rezervasyonu uluslararası bilet satış gişelerinde sadece koltuk rezervasyonu istiyorum diyerek 4 ya da 5 euro karşılığı yaptırabilirsiniz. Bazen yer kalmamış olmayabilir siz yine de atlayın trene ancak Fransa'da biraz dikkatli olun 15 euro cezası var. Normal diğer ülkelerde 5 euro ama bu Fransa'da neden böyle anlamadım. (Ben ceza yedim maalesef. Tren doluydu ve binmem gerekiyordu, ne de olsa ceza 5 euro dedim ama değilmiş neyse.)
Artık Kopenhaga varalım biz. Varmadan önce son bir şey daha var. Eğer treniniz 19:00'dan sonra ise ve bir gün sonra diğer hedefe varıyorsanız o tren mutlaka hedefe varacağınız güne yazılmalı. Yani trene bindiğiniz günkü hakkınızı değil bir sonraki günün hakkını kullanmış olmalısınız. Bazen faydalı olan bu kural bazen de interrailciler için kötü birşey. Ancak bilet kontrol eden şahıslar hiç birşekilde detaylı olarak bakmadıklarından dolayı ve pek bilgiler olmadığı için bu konuda bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Sadece bindiğiniz günün tarihini yazın ya da duruma göre bir gün sonrayı yazın. Ben Kopenhaga giderken bir gün sonrayı yazdım çünkü aynı gün içerisinde Amsterdam'a bir başka gece treni ile geçiş yaptım ve sadece bir günlük hakkımla iki gün seyahat ettim. Tren saatlerini gerçekten çok akıllıca kullanmanız gerekiyor. Hemen benim tren saatlerimi de vereyim örnek olarak:
Falun'dan - Kopenhag'a
---2 changes (night train) --- Kalkış: 19:32 on 20th May  Varış: 07:17 on 21st May

Copenhagen - Amsterdam
---direct (night train)--- Kalkış: 18:53 on 21st May Varış: 10:29 on 22nd May
Amsterdam'a bir günlük hakkımı kullanarak gelmiş oldum. Sonraki trenim gece saat 5 civarı idi. Amsterdam Red Light District ile ünlü olduğundan dolayı geceyi de orada gezerek geçirmeyi istedim. Herhangi bir hostel ya da hotel ayırmadım. Amsterdam'dan sonra Brüksel'e geçtim aşağıdaki tren saatleri ile ve ikinci hakkımı kullanmış oldum:
Amsterdam - Brussels
 ---direct--- Kalkış: 05:54 on 23rd MayVarış: 08:42 on 23rd May
Brükseli de gezdikten sonra aynı gün içerisinde başka bir hakkımı kullanmadan Frankfurt'a geçtim. Orada birkaç arkadaşımızı ziyaret edeceğimden dolayı oraya tam iki gün ve üç gece ayırdım. Aslında iki buçuk gece desek daha yerinde olur. Tren saatlerimi vereyim hemen:
Brussels - Frankfurt
---direct--- Dep: 17:54 on 23rd May  Arr: 21:30 on 23rd May
Frankfurt'tan sonraki durak Paris'ti. Paris'e geçerken başka bir günlük hakkımı da kullandım ve Paris'te iki gün kalmayı planlamıştım. Paris'e gitmeden önce mutlaka bir hostel ayırmanızı tavsiye ederim. Onu da hostels.com ya da hostelworld.com üzerinden yapabilirsiniz. Ben Friends Hostel denen ve herkesin kötü yorumlarda bulunduğu bu hostelde kaldım. O kadar da kötü bir yer değil parasına göre. Gecesi 16 eurodan Paris'te bulabileceğiniz en ucuz hostellerden bir tanesi. Eğer grupça yola çıkıyorsanız bir apartman düşünmenizi ya da diğer hostellere de gözatmanızı tavsiye ederim çünkü daha ucuza geliyor. Frankfurttan Paris'e giderken rezervasyonumu son ana bıraktım ve tren dolu olduğu için yaptıramadım. O nedenle rezervasyonlarınızı o şehire varır varmaz yaptırırsanız sorun yaşamassınız. Gelelim hangi trenleri aldığıma:
Frankfurt - Paris
---direct--- Dep: 06:00 on 26th May Arr: 09:50 on 26th May
Artık Paris'teyiz. Gezimizin beşinci günü. Paris'te iki gün içerisinde gayet yeteri kadar gezebildiğimi düşünüyorum. Disneyland'a gitmedim onu hemen söyliyeyim. Girişin 50 euro olduğunu duyunca ve yolda geliş gidiş en az dört saat geçirildiğini duyunca hiç de heveslenmedim. Zaten Paris'e gitmemin amacı da o değildi. Eyfel kulesi ile Louvre müzesi benim için önemli olan yerlerdi. Sonraki durağım Barcelona idi. Barcelona için tren saatlerim:
Paris - Barcelona
---night train--- Dep: 20:32 on 27th May Arr: 09:20 on 28th May
Barcelona'da da iki gün geçirmeyi planladım yani sadece bir gece. Bu sefer hostel ayırmadım. Tren istasyonu önünde uyuyuverdim. Zaten para sıkıntısı olduğundan dolayı hiç para harcamayı gözüme kestiremedim. Ancak Barcelona gezdiğim şehirler arasında en ucuz olanıydı. Hostel fiyatlarına da internet üzerinde baktığımda gerçekten hosteller de ucuzdu. Barcelona'da kaldığım gece FC Barcelona'nın Şampiyonlar Ligi kutlamaları vardı ve onlar sayesinde stadyuma ücretsiz girme şansını yakaladım. Normalde maç olmasa dahi sadece içeri girip görmek 17 euro. 29 Mayıs Barcelona'daydım ve artık interrailimin son günüydü. Artık geri dönme zamanı. Geri dönmek için ryanair ile saat 14:35'e bir uçak bileti aldım. İsveç'e saat 18:30 civarı gibi vardım ve Falun'a interrailimin son gün hakkını kullanarak tren ile saat 01:30'da varmış oldum. Böylece gezim son bulmuş oldu. En kısa haliyle benim gezimin planı buydu. Umarım sizlerin bir gezi hazırlamasında yardımı dokunur. Aklınıza takılan birşey varsa hiç çekinmeden sorabilirsiniz.

Bu yazımda planımızı yapmış olduk. Bir sonraki yazımda da bütün planlar hazırlanmış olduktan sonra, yanımda neler götürdüm ve sizlerin neler götürmesi gerekir, ayrıca herşeyi ile interrail ne kadara mal olur ve diğer gerekli detayları sizlerle paylaşacağım.

Diğer İnterrail Yazılarım:
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
Yerli İnterrail: Tren Tur Kartları 
İnterrail'den ilk İzlenimler

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır

İnterrail'den ilk izlenimler


Şu anda interrail ile Frankfurt'ta bulunuyorum arkadaşlar. Yoğun gezi programım nedeniyle interraile nasıl hazırlandığımı ve sizlerin nasıl hazırlanması gerektiğini yazamadım. Ama gezim biter bitmez sizlere tüm detayları ile interraili anlatmaya çalışacağım.

İnterrail planımı sizlerle paylaşmak istiyorum. Frankfurt'a nerden nasıl geldim onlardan bahsedeceğim ve hangi şehirleri gezdiğimi söyleyeceğim. Bir kaç ufak tefek anımdan da bahsedebilirim. =)

Bildiğiniz üzere İsveç Falun'da öğrenciyim o nedenle maceramız Falun'dan başladı. İlk durak Kopenhag. Falun'dan Stockholm'e geçtik ve oradan gece treni ile Malmö'ye indik. Hazır oradayken üç dört saat kadar bir süreyi Malmö'de geçirdik ve yeterince gezmiş olduk bana göre =). Malmö'den Kopenhag'a geçmek çok kolay ve kısa süreli, yaklaşık 30 dakika falan. Kopenhag gerçekten görülmesi gerek mükemmel bir yer. Gerçekten aşık oldum oraya...

Kopenhag'ı da gezdikten sonra yine gece treni ile Amsterdam'a geçtik. Gözlerime inanamadım Amsterdam'ın bu kadar güzel bir şehir olduğuna. Kopenhag'a olan aşkım anında siliniverdi orayı görünce. Kopenhag ile hemen hemen aynı yapılara sahip ama mükemmel ötesi bir şehir. Tek garibime giden tarafı evlerin ön cepheleri yamuk inşa edilmiş. =) Bunu da oradaki evlerin kültürel yapılarına bağlıyoruz. Ya da google amca'dan öğrenirim sonra.

Amsterdam'ı da bitirdikten sonra Brüksel'e geçtik. Brüksel'e geçerken yaşadığımız bir kaç komik deneyimimi de sizlerle sonra paylaşacağım, interrail günlüğümde. Brüksele vardığımızda yaşadığımız bir gece önceki deneyimden dolayı çok yorgunduk. O nedenle ilk bakışta pek sevemedik Brüksel'i. Biz de karar verip bi Ghent'e gidelim dedik. Oraya da gittik. Orayı da gezdik ve Frankfurt'a geldik. Burada erasmustan arkadaşlarımın yanındayım ve onlarla kalıyorum. Sonraki durak Paris ve Barcelona... =))

*interrail hazırlıklarını anlattığım konuya buyrun:
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır

Ayrıca ilginizi çekebilecek diğer yazılar: 
Harçsız Öğrenci Pasaportu Nasıl Alınır
Schengen Vizesi için İşveren Mektubu ve İzin Onayı
İnterrail Nasıl Yapılır ve Nasıl Planlanır
Ücretsiz Fon Müzikleri ve Ses Efektleri İndir
Asteğmen Nasıl Olunur ve Ne Yapmam Gerekir
Askerlik Tecili için Gerekli Belgeler
Sınavsız İkinci Üniversite Kaydı Nasıl Yapılır
İngilizce Öğretiminde Teknoloji ve İnteraktif Oyunlar

Diğer faydalı olabilecek Erasmus yazılarım:
İsveç'e Gitmeden Önce (1)
İsveç'te Bilinmesi Gerekenler (2)
İsveç'te Yemek Vakti (3)
İsveç Online Alışveriş Siteleri ve Faydalı Linkler
İsveç'te Erasmus İlk Anılar
İsveç ve Erasmus: Hatıralar Dolusu Koca Bir Yıl
Erasmusa Son Noktayı Koyduk
Erasmus'tan Sonra Hayatta Kalmanın Yolları
İnterrail Gezisi Nasıl Planlanır
* Erasmus Ülke Tercihi Nasıl Yapılır